Göz Sağlığı ve Hastalıkları


Ersoy Sağlık Grubu Göz Klinikleri olarak; toplamda 30.000 üzerinde ameliyat gerçekleştirmiş doktorlardan oluşan bir kadro ile Türkiye’nin önde gelen göz branş hizmetlerini sunmaktayız.

Deneyimlerimiz, hizmet içeriğimiz ve kalitemiz göz önüne alındığında Göz Hastalıkları alanında dünyada da sayılı olabilecek hizmet kalitesi söz konusudur.

Tedavi Hizmetlerimiz:

  • Genel Göz Muayenesi
  • Katarakt
  • Retina
  • Göz Çevresi Estetiği (Oküloplasti)
  • Glokom (Göz Tansiyonu)
  • Göz Kuruluğu
  • Sarı Nokta Hastalığı (Makula Dejenerasyonu)
  • Diyabetik Retinopati
  • Multifokal (Çok Odaklı) Göz İçi Merceği
  • Keratokonus
  • Üveit
  • Konjonktivit
  • Refraktif Cerrahi (Kırma Kusurları)
  • Lazer Uygulamaları (Supracor)
  • Çocuk Göz Sağlığı
  • Şaşılık
  • Fakik IOL
  • Ani Görme Kayıpları

Keratokonus

 

Gözün en önünde kornea denilen saydam tabaka bulunur. Kornea tabakası; cisimleri net olarak görebilmemizi sağlayan, gözün kırma derecesini belirleyen en önemli optik unsurdur. Kornea normalde saat camı veya kubbe gibi gözün ön kısmını örter . Keratokonus hastalarında ise kornea şekli bozuktur kornea öne doğru sivrileşir, bombeliği artar, dikleşir ve zamanla yerçekimi etkisiyle bu bombelik aşağı doğru sarkma ve kornea merkezinde aşağı yer değiştirme ile sonuçlanır. Bu şekil bozukluğu da hastada giderek artan miyopa, astigmata ve gözlükle düzeltilemeyen görme bozukluğuna yol açar. 

Hastalık genetik özellik gösterebilir ve keratokonus hastalarının yakınlarında da yüksek astigmat veya keratokonus sık görülür. Sürekli artan düzensiz astigmatizma, miyopi vardır, genelde iki taraflı tutulum olsa da nadiren tek taraflı keratokonus vakaları da vardır.

Hastalık ilerleyen bir seyire sahip olduğundan tedavisi çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Buna göre öncelikle lens kullanamayan görme seviyesi düşük hastalarda görme keskinliğini artırmak için kornea içi halkalar yerleştirilir, hastalığı durdurmak amaçlı korneal kollagen çapraz bağlama ( CCL) ameliyatı yapılır tüm bunlara rağmen hastalık ilerler ve görme keskinliği çok düşerse kornea nakli gerekebilir.

Keratokonus’un Belirtileri

Keratokonus hastalığında başlangıç yaşı olarak belirli bir yaş bulunmamaktadır. Her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Keratakonusun erken teşhisi önem arz etmektedir. Bunun için yüksek teknolojili tetkik cihazlarına ihtiyaç duyulur. Ersoy Sağlık Grubu’ nda kullanılan son teknolojiye sahip korneal topografi cihazları sayesinde keratokonus çok erken evrelerde teşhis edilebilmektedir.

Hastalığın belirtileri;

* Net görememe, çarpık ve bulanık görme

* İlerleyici miyop ve astigmat

* Sık sık değişen gözlüğe rağmen gözlükle de net görememe

* Çift görme

* Gözde parıltı

* Göz yorgunluğu ile seyreden baş ağrıları

* Gözlerde ışığa karşı aşırı hassasiyet

Keratokonus’ un Teşhisi

Belirtileri genellikle ergenlik çağında ortaya çıkmaya başlayan hastalığın çocuk yaşta tanısı zordur, çok ayrıntılı muayenelerle belirlenebilir. Birçok hasta kendilerinde sadece "miyop astigmat" rahatsızlığı olduğunu zanneder. 20 ila 40 yaş arasında ilerleme gösterir. Bu dönemde gözlük numaraları sık sık değişmeye başlar ve hastalara her gittikleri göz uzmanı değişik numaralı gözlük reçeteleri verebilir. Gözlüğe rağmen hasta net göremeyebilir.

Gözlük kullanmak istemeyen Excimer Lazer tedavisi düşünen hastalarda kornea incelemesi için yapılan topografik tetkik sırasında keratokonus hastaları tesadüfen yakalanabilmektedir.

Keratokonus’ un Tedavi Yöntemleri

Gözlükler

Önce gözlükler denenir. Hastalığın başlangıç evrelerinde, gözlüklerle iyi bir görüş elde edilir. Ancak gözlük numaraları sık sık değişir.

Kontakt Lensler

Keratokonusta çeşitli tipte kontakt lensler kullanılır.

* Yumuşak Lensler

* Sert lensler

Cross-Linking (Çapraz Bağlama) Tedavisi

CCL tedavisinde amaç; korneayı oluşturan kollagen lifleri güçlendirmek, UV ışını etkisiyle kollagen liflerin kısalıp kalınlaşmasını, tekrar eski dayanıklığına ve dirençli hale kavuşmasını sağlamak ve hastalığın ilerlemesini durdurmaktır. Gözlük numarasında artış ile başvuran keratokonus hastalarında, crosslinking sonrasında numara artışının durmasının yanı sıra mevcut numaralarda da çok az miktarda (maksimum 1-2 derece azalma) olması beklenir.

Intra Corneal Rıng - ICR Tedavisi (Kornea İçi Halka)

Kornea içi halkalar, çeşitli kalınlık ve uzunluklarda üretilen saydam halkalardır. Keratokonusun evresine ve şekil bozukluğunun santralizasyonuna göre önerilen çeşitli kalınlık ve uzunlukta halkalar bazen tek, bazen çift olmak üzere farklı şekillerde uygulanabilmektedirler. 

Kornea içi halka tedavisi damla anestezisi ile yapılmaktadır. Kornea içi halkaların yerleştirileceği oluklar, mekanik yöntemle veya femtosaniye lazerle açılabilir, ideal olanı femtosaniye lazerle açılmasıdır. Çünkü lazerle yapılan operasyonda her şey bilgisayar kontrolünde olup oluşturulacak tünelin derinliği ve boyutları ideal olmaktadır. 

Kornea Nakli

Keratokonus hastalığında en son tedavi seçeneği kornea naklidir. Kornea nakli gözlük ve kontakt lenslerle yeterli görmesi olmayan, crosslinking ve kornea halka segmenti tedavilerinin sonuç vermediği veya bu tedavilerden fayda görmeyecek kadar ileri seviyede keratokonus hastalığı olanlara yapılmaktadır.

 

Üveit

 

Göz yuvarlağının ortasında bulunan jel benzeri maddenin çevresini 3 tabakadan oluşan bir kılıf sarar. Ortadaki tabaka, "Uvea"dır. Uvea'nın iltihabına "Üveit" denir. Üveit, gözün, uvea adını verdiğimiz iris, koroid ve kirpiksi cisimden oluşan tabakalarının hepsini veya birini etkileyebilir.

Uvea, artık gözün ayrı bir uzmanlık alanı olarak kabul edilmektedir. Uvea ile ilgili hastalıkların tanı ve tedavisi, immunoloji (bağışıklık bilimi) ve genetik dallarındaki giderek artan gelişmelerle desteklenmektedir.

Tedavide başarıyı arttıran en temel faktörler erken teşhis, düzenli takip, uyumlu hasta hekim ilişkisi ve doğru tedavidir. Bu şartlar sağlandığında çoğu kez göz kurtarılabilir.

Tedavi tamamlansa bile, hasta en az üç ayda bir izlenmelidir. Hastalık sessiz olarak tekrarlayabileceğinden, kontrollere ara verilmemesi gerekir. Diğer organlarla ilgili farklı belirtiler hakkında da göz doktoruna bilgi verilmesi şarttır. Örneğin ağızda aft oluşu, ciltteki lekeler, romatizmal belirtiler…

Üveit son derece karmaşık bir hastalıktır ve her hastada farklı bir seyir izleyebilir. Tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman ve tecrübeli hekimler tarafından belirlenmesi şarttır.

Üvet’ in Nedenleri

Üveit hastalarının %30-40'ında üveitin nedeni tam olarak tespit edilemez. Üveitler virüsler, mantarlar ve parazitler gibi etkenlerle oluşabileceği gibi, vücuttaki bir hastalığın gözdeki belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu yüzden çeşitli tahlillerle hastalıkları araştırmak gerekir. Ayrıca kollajen doku ve otoimmün kaynaklı olarak tanımladığımız sistemik hastalıklar eşliğinde de üveit oluşabilmektedir. Bunlara örnek olarak Behçet hastalığı, ankilozan spondilit ve romatoid artrit verilebilir.

Üveit'e Yol Açabilen Rahatsızlıklar:

  • Behçet Hastalığı
  • Enfeksiyonlar (bakteri, virüs, parazit ya da mantarlar) başka bölgelerden göze yayılabilir; Tüberküloz, sifilis (frengi), herpes, toxoplazmoz, v.b.
  • Göz travması ve ameliyatları
  • Otoimmün reaksiyon (bağışıklık sistemi hastalıkları), romatizmal hastalıklar, ülseratif kolit, sarkoidoz.

Üveit’ in Belirtileri

Üveit gözün ön bölümünde oluştuğunda, gözde kızarıklık, bulanık görme, göz çevresinde ağrı, ışığa karşı hassasiyet ve uçuşmalar şeklinde belirti verir. Üveit gözün arka bölümünde yoğunsa, belirtiler çoğunlukla bulanık görme şeklindedir. Üveit görme merkezini tutarsa, ani görme azalması ve doku hasarına bağlı kalıcı görme kaybı meydana gelir. 

-  Görmede azalma veya bulanıklaşma

-  Göz ağrısı (Ağrı bazen görülmeyebilir)

-  Işığa karşı hassasiyet ve gözde kamaşma,

-  Gözde kanlanma

-  Görme alanında oluşan lekeler

-  Sinek veya nokta uçuşmalar

Üveit’ in Teşhisi

Ne şiddette olursa olsun, üveit acil bir hastalıktır ve erken teşhis önem arz etmektedir. Geç kalındığında hastalık görme azlığı ve göz bebeğinde şekil bozuklukları, katarakt ve göz tansiyonu yükselmesi gibi kalıcı yan etkiler bırakabilir.

Bazı hastalıkların tanısı çok tipik görünümü nedeniyle hemen konulabilir. Bu durumda bile, gözün arka bölümünün tutulması söz konusu ise görmenin ne derece tehdit edildiğinin anlaşılması ve tedavinin etkinliğinin izlenmesi için anjiyografi, ultrasonografi, ERG gibi ileri seviyede teknikler gerekli olabilir. Belirtiler başlayınca göz doktoruna muayene olmanız gerekmektedir; tedavi başladıktan sonra iç hastalıkları romatoloji birimi ile ortak araştırma yapılması gerekebilmektedir.

Üveit’ in Tedavisi

Üveitin tedavisinde önce altta yer alan neden araştırılır. Üveit tedavisi de hastalığın seyri gibi kişiye özeldir. Uygulanacak tedavide ilacın dozunun, uvea konusunda uzman hekimler tarafından belirlenmesi şarttır. Tedavide özellikle steroidli (kortizon) ve göz bebeğini büyüten damlalar sıklıkla kullanılmaktadır. Gözde daha derinlerde bulunan iltihaplarda sistemik ( ağızdan ) ilaçların kullanılması gerekebilmektedir. Bu ilaçlar ciddi yan etkileri olabilecek ve çok sıkı kontrol altında alınması gereken ilaçlardır.

Üveit’e bağlı olarak glokom, katarakt, neovaskülarizasyonlar (yeni damarların oluşması) gibi çeşitli komplikasyonlar ( yan etkiler) gelişebilmektedir. Arka bölümde gelişen koroidit gibi durumların başlangıcı daha yavaş, tedavisi daha zordur. Kalıcı görme azlığı daha sık görülür.

Kısaca;

* Üveit’e neden olan hastalık varsa onun tedavisi

* Bağışıklık sisteminin çalışmasını değiştiren ilaç kullanımı

* Koyu camlı gözlükler kullanılması (kamaşmayı azaltmak için)

* Uvea konusunda uzman göz doktorunun vereceği ilaç tedavisi: Oral kortizonlu ilaçlar ve kortizonlu göz damlaları

* Bulgular fazlaysa ve göz damlalarının yan etkisi oluyorsa araba kullanmak ve tehlikeli aktiviteler hekim tarafından kısıtlanabilir.

Hastaların sık ve iyi izlenmesi çok önemlidir, çünkü bazı önemli bulgular izleme sırasında ortaya çıkmaktadır. Sıkı takip sonucunda yeni gelişen şartlara göre tanı ve tedavi açısından gerekli değişiklikler çok hızlı bir şekilde yapılabilmektedir.

 

Konjonktivit

 

Konjonktivita; gözün beyaz kısmı olan sklerayı ince zar gibi bir tabaka ile kaplar. Bu tabaka, göz yüzeyini nemlendirmeye yarayan maddeler salgılar. Konjonktivit hastalığı; konjonktivita tabakasının iltihaplanması veya reaksiyonu sonucu oluşur. Bu iltihaplanma sonucunda konjonktivita tabakasının içinde bulunan ince damarlar belirginleşir ve göz kızarır. Gözde meydana gelen kızarıklıkların en belirgin sebebi konjonktivit olarak bilinmektedir.

Viral Konjonktivit

Sıklıkla bulaşıcı olan ve keratit dediğimiz korneanın etkilendiği durumun görüldüğü konjonktivit türüdür. Yaygınlığı dönemsel olarak değişmektedir. Koruyucu faktörlerin önemli olduğu konjonktivit türüdür. Okul vb. yaşam merkezleri bulaşıcılık açısından risk teşkil eder. Özellikle etkilenen çocukların okul ve evlerinde halı vb. ortak eşya kullanımından kaçınmaları gerekmektedir. Sıklıkla keratit dediğimiz korneanın etkilendiği durumun görüldüğü konjonktivit tipidir. Viral konjonktivit konusunda bilinçlenmek, bu hastalıktan daha etkin şekilde korunmamıza yardımcı olur. 

Viral Konjonktivit’in Tedavisi

Gözdeki ve göz kapaklarındaki şişliği ve ağrıyı azaltıcı göz damlaları kullanılır. Soğuk kompres rahatlatıcı olur.

Bakteriyel Konjonktivit

Bakteriyel Konjonktivit; gözü koruyan zarın bakteriler nedeniyle iltihaplanmasıdır. Hastalık sadece tek bir gözü etkileyebileceği gibi iki gözü birden de etkileyebilmektedir. Bakteriyel Konjonktivit genellikle soğuk algınlığı ile alakalı olan bulaşıcı bir rahatsızlıktır. 

Bakteriyel konjonktivitte enfeksiyon genellikle bir veya iki gün içinde farklı belirtilere neden olmaktadır. Gözde kaşıntı, kırmızılık olur ve göz aşırı gözyaşı üretebilir. Bazı insanlarda sabah aşırı kabuk birikimi nedeniyle gözleri açmak mümkün değildir.

Bakteriyel Konjonktivit’in Tedavisi

Bakteriyel Konjonktivit rahatsızlığı bulunan çocukların hastalığı bulaştırma riskine karşılık öncelikle kalabalık ortamlarda bulunmamasına ve diğer çocuklar ile yakın temastan uzak durmasına dikkat edilmelidir. Tedavi altta yatan faktörlere, yaş gruplarına, rahatsızlığın süresine ve şiddetine göre uzman hekim tarafından belirlenir. İlaç olarak sıklıkla damla nadiren de sistemik ilaç kullanımı gerekebilir.

Alerjik Konjonktivit

Alerjik konjonktivit havadaki alerjiye neden olan maddelere göz tarafından verilen tepkidir. Tekrarlayıcı bir durum olan ve her iki gözü de etkileyen alerjik konjonktivitin potansiyel alerjenleri polen, hayvan tüyü, toz ve küftür. 

Hastalığın Belirtisi: Hastalığın en önemli belirtisi kaşıntıdır. Kaşınma semptomunun yanı sıra diğer klinik bulgular konjonktival enfeksiyon ve ödem, yanma, sekresyon ve kemozistir. Hastalık genellikle geçicidir. Konjonktivit; polenlerden kaynaklanıyor ise mevsimlik, hayvan tüyü, küf veya tozdan kaynaklanıyor ise bazen tek bir alerji krizi oluşabilir. 

Konjonktivit'in Belirtileri 

Konjonktivit’ in en sık karşılaşılan belirtileri:

* Akıntı

* Kızarıklık

* Kaşıntı

* Bulanık görme

* Işığa karşı aşırı hassasiyet

* Yaşarma

* Çapaklanma

* Gözde yabancı bir madde varmış hissi oluşması

* Ağrı

Konjonktivit'in Teşhisi

Konjonktivit hastalığının en önemli belirtisi göz kızarıklığıdır. Ancak göz kızarıklığına neden olan farklı ve ciddi göz hastalıkları bulunmaktadır. Öncelikle göz kızarıklığı ve diğer belirtiler görüldüğü takdirde mutlaka bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

 

Refraktif Cerrahi (Kırma Kusurları)

 

Kırma Kusuru

Kornea gözün en ön kısmında yer alan saydam bir tabakadır ve göze ulaşan ışınların retina tabakası üzerine odaklanmasında görev alır. Kornea tabakası veya göz küresinin şeklindeki bozukluklar nedeni ile göze giren ışınlar görmeyi sağlayan retina (ağ) tabakası üzerine keskin bir şekilde odaklanamazsa oluşan görüntü bulanık olacaktır. Gözün odaklama gücündeki bu bozukluklara kırma kusurları adı verilir. Üç temel kırma kusuru vardır. Bunlar miyopi, hipermetropi ve astigmatizmadır. 

Miyopi

Göze paralel gelen ışınların retina önünde odaklanması durumudur. Miyoplar uzağı net göremezler. Ancak yakın görmeleri iyidir. Miyopi kornea tabakasının normalden daha dik veya gözün ön arka çapının normalden fazla olması durumunda ortaya çıkmaktadır. 6 dereceye kadar olan miyopiler basit miyopi, daha yüksek olanlar yüksek miyopi olarak adlandırılır. Yüksek miyopiler 20 yaştan sonra da artmaya devam eder ve retina tabakasında incelme, görme azalması ile sonuçlanır. Miyopi büyük oranda genetik yapı ile ilişkilidir. Genellikle 8-12 yaş arasında çocukluk döneminde fark edilir. Aile bireyleri arasında miyopi açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Hipermetropi

Göze paralel gelen ışınların, retinanın arkasında odaklanması durumudur. Hipermetroplar özellikle yakın görmede zorlanırlar. Eğer hipermetropinin derecesi yüksekse bu hastalar uzağı görmede de zorlanacaklardır. Hipermetropi kornea tabakasının düz olması veya gözün ön arka çapının az olması durumunda ortaya çıkmaktadır. Hipermetropi gelişimi büyük oranda kalıtımsaldır. Ancak aile bireyleri arasında hipermetropi açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Astigmat

Gözün değişik meridyenlerde ışınları farklı kırmasına bağlı olarak tek bir odak noktasının oluşmadığı durumdur. Bu hastalar hem uzak hem de yakın görmede problem yaşarlar. Hipermetropide genellikle kornea tabakasının farklı eksenleri farklı eğriliktedir. Astigmatizma miyopi ve hipermetropi ile beraber görülebilir. Astigmatizma da büyük oranda genetik yapıyla ilgilidir. Yine, aile bireyleri arasında astigmatizma açısından benzerlik bulunmayabilir. 

Presbiyopi

Gençlerde göz lensi yumuşak ve esnektir. Şeklini kolayca değiştirip uzaktaki ve yakındaki cisimlere odaklanmamıza olanak sağlar. Ancak göz lensi 40 yaşından sonra sertleşir ve esnekliğini kaybeder. Esneklik kaybından dolayı yakını görmek ve okuma zorlaşmaktadır. Bu normal durum presbiyopi olarak adlandırılır. 

Tedavi Seçenekleri

-  iLasik - (Bıçaksız Lazer Teknolojisi)

-  Lasik

-  Lasek

-  PRK

-  PTK

-  Multifokal

 

Göz Kuruluğu

 

Gözyaşı tabakası, hemen göz üzerine yayılan bir mukus tabaka, ortada sulu tabaka ve en dışta yağlı tabakalardan oluşur. Bu üç tabakadan herhangi birinin eksikliği veya bozukluğu, göz kuruluğu şikâyet ve bulgularının ortaya çıkmasına neden olur.

Göz kuruluğu az bilinen türden bir rahatsızlıktır. Çoğu insan göz kuruluğunu alerjilere ya da mevsim değişikliklerine bağlamaktadırlar. Aslında gözleriniz göz yüzeyini korumak için gözyaşı tabakasına ihtiyaç duymaktadır. Göz yüzeyi bu sebeple hasar görebilir. Ortaya çıkan durum kronik bir gözyaşı sendromudur. Hasta eğer kontakt lens kullanıyor ise çok daha ciddi problemlerle karşı karşıya gelebilir. Göz kuruluğunun tedavi edilmediği durumlarda enfeksiyon riski çok yüksektir. Kontakt lens kullanan hastalarda göz kuruluğu yaşansın ya da yaşanmasın zaman içinde tedavi edilmezse kalıcı hasarlara neden olur.

Göz Kuruluğunun Belirtileri:

Göz kuruluğu belirtileri değişkenlik gösterir. Hastalar yaşadıkları göz kuruluğu belirtilerini farklı şekillerde anlatırlar: Kaşınma, tahriş (irritasyon), ışığa duyarlılık, bulanık görme, hatta aşırı gözyaşı üretimi bildirebilirler. Bu belirtilerin herhangi birisiyle ya da bazılarıyla başa çıkmak, milyonlarca kişinin sorunudur. Bundan muzdarip olanların birçoğu, bunun "birlikte yaşamayı öğrenmekten" başka çaresi bulunmayan bir durum olduğuna inanmasına karşın, aslında tedavi edilmeyen kronik göz kuruluğu daha ciddi görme problemlerine yol açabilir. 

Göz kuruluğu hastalığı hafif, aralıklı ya da erken evrede ise hastada hafif yanma, batma, kızarıklık, gözde ağırlık hissi, karıncalanma, gözde yabancı cisim hissi gibi şikâyetler olur. Bu şikâyetler kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle hastanın günlük yaşantısını olumsuz yönde etkiler. Hastalık orta ve şiddetli evrede ise bu şikâyetler daha şiddetli ve sürekli olabilir. 

Göz kuruluğu durumunuzun gerçekten Kronik göz kuruluğu olup olmadığını ancak bir doktor belirleyebilir. Bu tanıyı koymak için, göz kuruluğu uzmanı yaşadığınız göz kuruluğu belirtilerini ve günlük yaşantınız üzerindeki etkilerini anlatmanızı isteyecektir.

Göz Kuruluğunun Sebepleri:

Kontakt lens kullanımı 
Kontakt lens kullanımı gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olacağından göz kuruluğuna yol açmaktadır. 

Klimalı ortamlar 
Klima kullanımı ortamın kurumasına neden olarak gözyaşının buharlaşmasını hızlandırarak göz kuruluğuna yol açmaktadır. 

Lazer operasyonları 
Operasyonlara bağlı olarak göz yüzeyi ve gözyaşı salgı organları etkilenmektedir. 

Yoğun bilgisayar kullanımı 
Yoğun bilgisayar kullanımı sırasında gözyaşının göz yüzeyine yayılmasını sağlayan göz kırpma hareketi sıklığının azalması nedeniyle ve yine gözün olması gerekenden daha az kırpılması sonucu buharlaşma fazlalaşacağından göz kuruluğu görülmektedir. 

Sigara kullanımı 
Sigara dumanındaki maddeler göz yüzeyini olumsuz yönde etkilemektedir. 

Romatizma 
Bağışıklık sistemi ile ilişkili romatizmal hastalıklarda gözyaşı salgılayan bezler de hastalığa katılmaktadır. 

Kalp rahatsızlıkları ve diyabet 
Çeşitli kronik hastalıklarda özellikle doku beslenmesi bozukluğunda, gözyaşı bezleri de etkilenmektedir. 

Göz tansiyonu 
Bu rahatsızlığın tedavisinde kullanılan bazı göz damlaları göz kuruluğuna yol açabilmektedir. 

Yaşlılık 
Gözyaşı salgısı, erkek ve kadınlarda, ilerleyen yaşla birlikte azalır. 

İlaçlar 
Depresyon ilaçları, hormon ilaçları göz kuruluğuna neden olabilmektedir.

Çevresel faktörler 
Nemi düşük, sıcak veya rüzgârlı ortamlar, radyasyon, kimyasal maddeler, uygun olmayan ışınlar, yüksek yerlerde kalma (düşük oksijen basıncı nedeniyle) göz kuruluğuna neden olabilir.

Göz Kuruluğunun Tedavisi:

Yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkileyebilen göz kuruluğu, semptomları giderilebilen ve tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. 

Öncelikle hastanın göz kuruluğuna neden olan faktörlerden kaçınması gerekir. Örneğin az nemli, sıcak veya rüzgârlı ortamlar, radyasyon, kimyasal maddelere maruz kalma, yüksek yerlerde kalma (düşük oksijen basıncı nedeniyle) göz kuruluğuna neden olan dış faktörlerdir. Kişi bu ortamlarda sıklıkla bulunmazsa göz kuruluğu semptomlarında azalma görülür. Bunların yanı sıra klimaya da sürekli maruz kalınmaması faydalı olacaktır. Bilgisayar kullanımını aralıklı bir hale getirmek, sigara kullanımını azaltmak da göz kuruluğunda kişinin karşılaşacağı şikâyetleri azaltabilir. 

Ancak kişinin yaşam koşulları bu faktörlerle sürekli karşılaşmayı gerektiriyorsa ve bu faktörlerden kaçınamıyorsa hafif durumlarda suni gözyaşları kullanımı ile büyük rahatlama sağlanabilir. Suni gözyaşları kişinin gözyaşını takviye etmek, göz yüzeyini kayganlaştırmak ve böylece kişiye rahatlama sağlamak üzere doktor tavsiyesi ile kullanılabilir.

Yaşam şekli değişimi ile korunması

Hastalara yaşadıkları ev ve iş ortamında nemin artırılması önerilir. Ayrıca yoğun sigara dumanı ortamında bulunmamaları belirtilebilir. Ağır vakalarda, kozmetik olarak beğenilmese de, buharlaşmayı önleyici gözlük vb. araçlar verilebilir. 

Suni Gözyaşı Takviyesi

Suni gözyaşları, göz kuruluğunun başlıca tedavi yöntemidir. Dünya çapında kullanılan birçok suni gözyaşı bulunmaktadır. Aralarındaki farklılıklar, içerdikleri etken maddeye, ambalajına (çok kullanımlık şişe, tek kullanımlık ampul, vs) dayanır. 

Gözyaşı Yapımını Artıran İlaçlar

Bu ilaçlar gözyaşı üretimi ile gerekli dokularda etkilerini gösterirler ve kişinin doğal gözyaşı yapımını arttırırlar. 

Cerrahi Müdahale

Gözyaşı kanallarına koyulan bir tıkaç sayesinde mevcut gözyaşının yüzeyde tutulması mümkündür.

 

Makula Dejenerasyonu (Sarı Nokta Hastalığı)

 

Belirli bir nedeni olmaksızın sadece yaşlanmaya bağlı gelişen türüne Yaşa Bağlı Maküla Dejenerasyonu (YBMD) denir. Ana görme noktası olan makulanın (sarı nokta) bir hastalığıdır. Sigara, genetik yatkınlık, açık saç rengi ve göz rengi, sağlıksız beslenme alışkanlıkları gibi bazı risk faktörleri bilinmektedir.

Yaş ve kuru olmak üzere iki tipi vardır:

Kuru Tip: Kuru tip daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Druzen dediğimiz sarımsı yağ birikintilerinin oluşması ile karakterizedir.  Yavaş bir seyir izleyerek görme kaybıyla ve özellikle görme alanında ortada siyah bir alan olarak karşımıza çıkabilir.

Yaş Tip: Yaş tip hastaların %10–15’ ini oluşturur ve ciddi görme kaybına yol açabilir. Makula denen bölgede yeni damar oluşumları ile karakterize bir durumdur. Bu damarlarda oluşabilecek kanama ve yara dokusuna bağlı olarak geri dönüşümü olmayan(kalıcı) görme azalmasına neden olabilir.

Makula Dejenerasyonunun Belirtileri

Eğer makula fonksiyonunu kaybederse merkezi görme etkileneceğinden, başlangıçta uzaktaki ve yakındaki cisimler eğri olarak görülür, görme alanının merkezinde siyah bir odak meydana gelir, aynı zamanda karanlıkta görme bozulur. Bu yüzden makulanın hasarında kişinin günlük hayatı büyük ölçüde etkilenir, araba kullanma ve okuma gibi aktiviteler yapılamaz hale gelir.

Makula dejenerasyonu retina tabakasının merkezi kısmını etkileyerek görmeyi azaltsa da, çevre görüşü etkilenmez. Örneğin; saate bakıldığında saatin dış kısmı, çevresi görülebildiği halde, saatin kendisi görülemez ve kaç olduğu anlaşılamaz. Makula dejenerasyonun kendisi tamamen görme kaybına neden olmaz. Ancak görmede çok belirgin bir azalmaya neden olabilir.

Makula Dejenerasyonunun Teşhisi

Erken tanı ve erken başlanan tedavi büyük önem taşır. Çünkü mevcut tedavilerle varolan görme kaybı çoğunlukla geri döndürülemez, ancak ilerlemesi durdurulabilir. Erken tanı için düzenli olarak gözlerinizi kontrol ettirmeniz gerekir. Göz muayenesinde görme keskinliğinin değerlendirildiği rutin muayenenin yanı sıra kapsamlı bir retina muayenesi hastalığın tanısında büyük önem taşımaktadır. Erken tanı için düzenli doktor kontrollerinin yanı sıra evde kendi kendinize yapabileceğiniz basit bir test de mevcuttur.

Sarı nokta (makula) hastalığınız var mı?

Amsler kartı testi ile sarı nokta (makula) hastalığınızın olup olmadığını kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.

Amsler Kartı Testi

Makula (sarı nokta) hastalıklarını özellikle yaşa bağlı makula dejenerasyonunun (Sarı nokta hastalığı) teşhisinde yardımcı bir testtir.

Uygulama Yöntemi:

  1. Yakın gözlüğünüzü varsa takınız. Resimde görülen kartı iyi aydınlatılmış ortamda, okuma mesafesinde tutunuz.
  2. Önce bir gözünüzü elinizle kapatınız ve diğer gözünüzle tam ortadaki noktaya(Şekil 1) bakınız. Resimdeki büyük karenin 4 köşesini ve çizgileri düzgün görüp göremediğinize dikkat ediniz.

 

  1. Aynı muayeneyi diğer gözünüzle de aynı şekilde tekrar ediniz.
  2. Eğer köşelerde veya çizgilerde bir silinme, dalgalanma, kırılma, bulanık görme, kesintiye uğrama, merkezdeki çizgilerde eğrilme 
    (Şekil 2) görüyorsanız, sizde makula hastalıkları belirtileri var demektir. En kısa zamanda göz hekiminize başvurunuz.   

 


 

Makula Dejenerasyonunun Tedavisi

Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığı’nda koruyucu olarak anti-oksidan tedavi uygulanır. Hap şeklinde ağız yoluyla yüksek dozda A, C, E vitaminleri ve çinko alınır. Doktor kontrolünde uygulanan tedavi ile hastalığın ilerlemesi engellenmeye çalışılır.

Yaş Tip Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığı’nda göz içine iğne (anti- VEGF ilaç enjeksiyonu) tedavisi uygulanır. Islaklığa neden olan yeni damar gelişimi sarı nokta merkezinin dışındaysa argon lazer tedavisi uygulanır.

Kuru Tip Yaşa Bağlı Sarı Nokta Hastalığı’nda argon lazer, fotodinamik tedavi ve göz içine ilaç enjeksiyonu tedavisi uygulanmaz.

 

Diyabetik Retinopati

 

Diyabet, özellikle vücuttaki tüm damarları tutan ve önemli tahribat yapan bir hastalıktır. Diyabet mevcut olan hastalarda, gözün görmeyi sağlayan sinir tabakası olan retinadaki kılcal damarların etkilenmesi ile ortaya çıkan tablodur. Bu küçük kılcal damarlarda, kırmızı kan hücreleri ve pıhtılaşma hücrelerinde oluşan değişiklikler sonucu retina beslenemez ve oksijensiz kalır. Damar civarlarında bozulmalar oluşur, damar geçirgenliğinde artış olur. Bu da damar dışında yani retina içinde kanamalar ve serum sızıntısına neden olur. Düşük oksijen seviyesi anormal yeni damarların oluşumuna yol açabilir. Oluşan bu damarlar retinanın kendi damarları kadar sağlam olamaz ve taşıdıkları kanı kolayca duvarlarından sızdırmaya başlarlar.

Diyabetik Retinopatinin Belirtileri

Diyabetik retinopati ülkemizde ve dünyada en önemli tedavi edilebilir körlük nedenlerindendir. Uzun süren ve düzenli tedavi edilmemiş diyabetik hastalık, genç hastaların insüline bağımlı diyabeti, hamilelik, diyabete bağlı böbrek hasarı ve hipertansiyon diyabetik retinopati açısından en önemli risk faktörlerini oluşturmaktadır.

Bununla birlikte, diyabetik hastalarının akılda tutması gereken önemli bilgi, retina hastalıkları konusunda deneyimli göz hekimlerinin rehberliğinde, modern cihazlarla yapılacak erken teşhis ve tedavinin, ciddi görme azalmasına karşı etkili bir korunma yöntemi olduğudur. Bu nedenle, diyabet teşhisi almış hastaların erken dönemde retina muayenesi için doktora başvurmaları hayati önem taşımaktadır.

Diyabetik Retinopatinin Teşhisi

Diyabet teşhisi konan hastalar, hiçbir şikâyeti olmasa da her yıl göz muayenesi olmalıdır. Damla ile göz bebeği genişletilerek, göz dibi retinopati açısından ayrıntılı olarak incelenir.

Diyabetik retinopati başladığı tespit edildiğinde, takip muayeneleri daha sık yapılır. Gerektiğinde ön kol damarından ilaç vererek göz dibindeki damarların yapısı incelenir ve beslenemeyen retina bölgeleri tespit edilir. Bu işlem retina anjiyografisi (fundusfloresein anjiyografi-FFA) olarak adlandırılır.

Diyabete bağlı olarak görme merkezinde meydana gelen değişiklikler oküler tomografi (OKT) sayesinde kolayca test edilerek değerlendirilir.

Diyabetik Retinopatinin Tedavisi

Diyabetik retinopatinin ilerlemesinden kaçınmak için şeker hastalarının kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol düzeylerinin kontrol altında tutulması gerekmektedir.

Diyabetik retinopati, gerektiğinde argon lazer ile tedavi edilir. Bu yöntem scatter (dağınık) lazer tedavisi olarak isimlendirilmektedir. Lazer tedavisinde amaç anormal kan damarlarının kapatılmasına yardımcı olmaktır. Tedavi genellikle birkaç seansta tamamlanmaktadır. Her ne kadar tedavi sonrası çevre görüşünde azalma olabilse de lazer tedavisi ile mevcut görme düzeyi korunabilir. Lazer tedavisi renkleri soluk görmeye ve gece görme düzeyinde hafif bir azalmaya neden olabilir.

Lazer tedavisi, anormal kan damarları kanamaya başlamadan önce uygulandığında daha etkili olmaktadır. Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli olarak genişletilmiş göz bebeğinden, detaylı göz dibi muayenesi yapılmalıdır. Kanama başlasa bile kanama düzeyine bağlı olmak koşuluyla yine de lazer tedavisi mümkün olabilir. İleri düzey hasarlarda cerrahi de gerekebilmektedir ve bu cerrahide vitrektomi planlanır.

 

Multifokal (Çok Odaklı) Göz İçi Merciği

 

Katarakt ameliyatlarında kullanılan merceğin türüne göre adlandırılmış tedavi tekniğidir. Hem yakını hem uzağı görmeyi sağlayan çok odaklı göz içi mercekleridir. Bu merceğin kullanılması vasıtasıyla hastalara hem uzak görmede hem yakın görmede yüksek kaliteye ulaşma imkanı doğmuştur.

Multifokal Göz İçi Merceği Kimlere Uygulanır?

Katarakt ameliyatında takılan multifokal mercekler, özel bir sebebi yoksa katarakt hastalarının büyük bir kısmına uygulanabilir.Ayrıca genç yaşta kataraktı olmayan ancak ileri derecede hipermetrop olan ya da yüksek miyopi nedeniyle lazer olamayan, yakın gözlüklerinden erken yaşta kurtulmak isteyen kişilere de Multifokal (GİM) uygulanabilir.

Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabiî ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyatlarda yüksek başarı elde edilmektedir.

Multifokal Göz İçi Merceği Nasıl Uygulanır?

Multifokal GİM yerleştirme tekniği tamamen bir katarakt cerrahisidir. Standart katarakt ameliyatında ne yapılıyorsa multifokal GİM cerrahisinde de aynı işlemler uygulanır.

Katarakt cerrahisinde hastanın göz içinde bulunan doğal mercek çıkartılarak yerine gözün iç yapısına uygun ve hastanın görmesini iyileştirecek bir mercek yerleştirilir.Fakat bu cerrahide farklı olarak, standart (sadece uzağı gösteren, yakın için gözlük gerektiren) bir mercek yerleştirme yerine multifokal  (yakını ve uzağı gösteren) mercekler göz içine yerleştirilir.

Multifokal GİM’in üstünlükleri: Multifokal GİM, çok odaklı tasarımına bağlı olarak yakın-uzak ve orta mesafeli diyebileceğimiz odaklama özelliğine sahip merceklerdir. Katarakt ameliyatında takılan bu mercek ömür boyu göz içinde kalmaktadır. ERSOY SAĞLIK GRUBU’nun uzman hekimlerince, titizlikle uygulanan Multifokal GİM yerleştirilmesi; ortalama 10 dakika süren ameliyat  süresi ile dikiş konulmaksızın uygulanıp uzak ve yakın görme problemine en sade ve basit şekilde çözüm bularak hastanın görme becerisini iyileştirir.

 

Glokom (Göz Tansiyonu)

 

Halk arasında göz tansiyonu ve karasu adlarıyla bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Göz içi sıvısının görme hücreleri ve görme siniri (optik sinir) üzerinde oluşturduğu normalden yüksek basınca glokom ya da göz tansiyonu denir. Tedavi edilmezse görme kaybına neden olabilir. Glokom tüm dünyada en sık kalıcı görme kaybı (körlük) nedenidir.

Glokomun Belirtileri

Glokom, göz içi basıncı görme sinirinde yavaş ancak ilerleyici bir zedelenme yaptığından dolayı genellikle ağrısız ve belirti vermeden gelişen bir hastalıktır. Hastaların çoğu kendilerindeki bu hastalığın farkına varamazlar. Glokomun çok ileri dönemlerinde ise görme alanındaki ileri derecede daralma hastalar tarafından hissedilir. Veya hastalığın son evresinde gözün ışığı bile seçemediği anlaşılır. Bu son dönemde ortaya çıkan kaybın artık tedavisi mümkün olmaz.

Glokomun daha az görülen tipinde ise bazı belirtiler kendini gösterir. Göz içi basıncı ani olarak yüksek değerlere çıkarak göz çevresinde ağrı, gözde kızarıklık, bulanık görme, bulantı, kusma ve ışıkların çevresinde halelerin görülmesi gibi belirtilere yol açar. Genelde 40 yaşından sonra görülme oranı yüksektir. Bu nedenle yılda 1 kez (özellikle ailede glokom hikayesi olan kişilerin) göz tansiyonu ölçülmesi gerekir.

Glokomun Tedavisi

Düzenli olarak göz uzmanınıza muayene olmak glokomu teşhis etmede en iyi yoldur. Glokomun dört temel testinden ilk ikisi olan Tonometri Testi ve Oftalmoskopi her muayenede mutlaka yapılır.

Glokom genellikle göz damlalarıyla kontrol edilir. Glokomda ilaç tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler sağlanmış, etkili yeni ilaçlar tedavinin başarısını büyük ölçüde artırmıştır. Ancak bazı durumlarda bu tür ilaçlar, çeşitli şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle bu ilaçları kullanan hastaların dikkatli olmaları ve şikâyetleri olduğunda hekimlerine hızlıca iletmeleri istenir. İlaç tedavisinin yeterli olmadığı bazı durumlarda, lazer ve cerrahi tedavi uygulanır ve hasarın ilerlemesi durdurulmaya çalışılır.

Lazer tedavisiyle yanıt alınmadığı veya lazer tedavisinin etkisi kaybolduğu durumda cerrahi yöntemler uygulanır. Bilinen glokom ameliyatlarında başarı oranı yüksek olup hastada fazla doku tahribi yapmayan, trabektom cihazı kullanılmaktadır. Ersoy Sağlık Grubu’nun uzman doktorları tarafından düzenli aralıklarla yapılan muayeneler, glokomun erken tanı ve tedavisi için etkin bir yol sunar.

 

Göz Çevresi Estetiği Sorunları ve Tedaviler (Oküloplastik Cerrahi)

 

Göz biliminin; göz kapakları, gözyaşı yolları ve göz çukuru hastalıklarıyla ilgilenen branşı olan oküloplasti (göz estetiği), göz torbalarının alınmasından protez göze, göz içi tümör ameliyatlarından botoksa kadar her türlü tedavi ve estetik cerrahi uygulamalarını içerir.

Ersoy Sağlık Grubu, deneyimli doktorları ve en son teknolojinin kullanıldığı oküloplasti için özel tasarlanmış ameliyathaneleri, ameliyatlarda sadece kişiye özel kullanılan ilaç ve tıbbi malzemeler ile Türkiye’nin önde gelen göz merkezlerindendir.

Göz Çevresi Estetik Problemleri:

Göz Kapağı Estetiği (Blefaroplasti)

Göz çevresinde bulunan fazla, sarkan veya torbalar oluşturan deri ve deri altı yağ dokusunun kısmen çıkartılıp kısmen de onarılarak göz çevresinin sağlıklı ve estetik bir görünüme kavuşturulduğu ameliyatlara bleforoplasti adı verilir.

Bazı kişilerde sarkık göz kapakları ya da belirgin gözaltı torbaları aileseldir ve çok genç yaşlarda bile kendisini belli eder. Çoğu kişide ise yaşlanmayla beraber gelişen bir süreçtir. İlerleyen yaşla birlikte üst göz kapağı derisi gevşeyip esneyerek zamanla ikinci bir kat oluşturur. Derideki gevşemeye ek olarak göz küresinin etrafındaki yağ yastıkçıkları da zamanla öne doğru gelerek fıtıklaşır. Bunun sebebi bu yağ yastıkçıklarını yerinde tutan dokunun yaşla birlikte zayıflaması ya da bu yağ dokusunun miktarının artması olabilir.

Blefaroplastide cerrahi başarıda ve olabilecek problemlerin en aza indirilmesinde en önemli adım gözün ve özellikle göz kapaklarının detaylı muayenesinin yapılmasıdır. Göz kapağı estetiğinde ameliyat lokal anestezi altında yapılır. Kesiler alt göz kapağı kirpiklerinin hemen altından yapılır ve iyileştiğinde hemen hemen görünmez hale gelir. Belirgin torbalanma varsa yağ dokusu da çıkarılır veya normal yerine getirilir. Fazla deri bu kesi yerinden çıkarılır. Kesi ince dikişlerle kapatılır, dikişler 4-5 günde alınır veya kendiliğinden kaybolur.

Göz Altı Torbaları

İlerleyen yaş ve genetik nedenlerden dolayı bazı kişilerde gözaltı torbaları oluşur. Gözlerinizin etrafını çevreleyen kaslardaki gevşeme nedeniyle yağ tabakasının fıtıklaşmasıdır. Göz torbalarının alınması çok sık yapılan yanlış bir tedavi yöntemidir. Torbaları almak için oradaki yağ dokusunun azaltılması ciddi göz problemlerine neden olur. Yağı çıkartmak yerine yağın olması gerektiği yere iadesini yapmak gerekir.

Kapak Düşüklüğü (Pitozis)

Kapak düşüklüğü (pitozis) üst göz kapağı seviyesinin normalden aşağıda olmasıdır. Bu düşüklük göz bebeğini kapatarak görmeyi engelleyebilir. Cerrahi ile düzeltilir zayıf kası kısaltmak veya daha şiddetli olgularda bir askı kullanmak gerekir.

Yaşa Bağlı Göz Kapağı Değişiklikleri

Yaşlanma ile kaş ve göz kapaklarında düşme, alt göz kapağında içe veya dışa dönme, göz çevresinde torbalanmalar veya çöküklükler ile kırışıklıklar oluşur. Bu değişiklikler sadece yaşlanma ile değil, daha genç olan kişilerde de ailesel olarak da görülebilmektedir. Kapak çevresindeki değişiklikler kişiye mutsuz, yorgun ve uykulu bir görünüm verir. Tüm bu problemlere yapılan tetkiklerin ardından çeşitlerine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanır.

Göz Kapağı Hastalıkları:

Kapak Düşüklüğü (Pitozis)

Kapak düşüklüğü (pitozis) üst göz kapağı seviyesinin normalden aşağıda olmasıdır. Bu düşüklük göz bebeğini kapatarak görmeyi engelleyebilir. Cerrahi ile düzeltilir zayıf kası kısaltmak veya daha şiddetli olgularda bir askı kullanmak gerekir.

Göz Kapak Kenarının İçe Dönmesi (Entropion)

Göz kapak kenarlarının ve kirpiklerin içe dönmesi, gözün yüzeysel tabakalarında (kornea) harabiyete, batma, yaşarma, ağrı gibi belirtilere, ileri durumlarda korneada (gözün saydam tabakası) yara oluşmasına ve görme kaybına neden olabilir. Bu durum da cerrahi olarak düzeltilmelidir.

Göz Kapak Kenarlarının Dışa Dönmesi (Ektropion)

Alt göz kapağı kenarı dışa döner ve göze teması kesilirse, gözyaşı dağılımı yeterli olmaz. Bu durum kuru göze ve enfeksiyona yol açabilir. Yaşarma, batma, yanma gibi belirtiler oluşabilir. Cerrahi girişimle tekrar normal kapak pozisyonu sağlanır.

Göz Kapaklarının İstemsiz Sıkılması (Blefarospazm)

Bu sorun kadınlarda daha sık görülür, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Nedeni, göz kapaklarını kapatan kasların hastanın iradesi dışında aşırı biçimde kasılmasıdır. Tedavi için öncelikle botulinum toksini adı verilen ilaçlar kullanılır.

Göz Kapaklarının Çok Açık Olması (Kapak Retraksiyonu)

Normalden geniş kapak aralığı vardır ve göz kuruluğuna yol açabilir. Neden, çoğunlukla tiroit (guatr) hastalığıdır. Kapak düşüklüğü ameliyatından sonra aşırı düzeltme sonucunda da ortaya çıkabilir. Ameliyatla düzeltilebilir.

Arpacık

Arpacık, gözyaşı bezleri enfeksiyonlarından biridir. Hastalık, aniden, 1-2 gün içerisinde oluşur ve gözdeki batma, göz kapağındaki gerilmelerle beraber bölgesel şişlik, sıcaklık, kızarıklık ve ağrı ile birlikte kendini gösterir. Erken teşhiste antibiyotikli damlalar, merhemle ve sıcak kompres ile arpacık oluşumunun önüne geçilebilirken, tanıların genelde 1-2 günü aşması nedeniyle, hastalık daha geç düzelmektedir. Tedavi edilmeyen arpacıklarda son dönemde kist (şalazyon) oluşmaktadır. Şalazyonun tedavisi cerrahidir, oluşan kist ameliyat ile boşaltılır.

Kirpik Batması

Kirpiklerin içe dönmesine “trikiyazis” denir. İçe dönük kirpikler estetik olmayan görüntünün yanısıra, gözde batma, rahatsızlık hissi yaparlar. Bu kirpikler korneaya sürtünerek, zarar verirler. Korneada kalıcı izlere yol açarak, görmeyi azaltabilirler. İçe dönük kirpik kökleri koterle yakılır. Kalıcı bir tedavidir, birden fazla seans gerekebilir veya içe dönük kirpik kökleri “kriyo” denen cihazla dondurulur. Eğer içe dönük çok fazla kirpik varsa, o kirpik sırasının olduğu cilt cerrahi olarak çıkartılır.

Yüz Felci

Kaş, göz kapakları ve yüzün hareketlerini sağlayan sinirin (fasiyal sinir) herhangi bir nedenle çalışmaması sonucunda yüz felci oluşur. Bu durum doğuştan olabileceği gibi, tümör, enfeksiyon, yaralanma ve damar hastalıkları sonucunda da ortaya çıkabilir. Geçici felç durumunda gözü korumak amacı ile tıbbi tedavi uygulanır. Kalıcı felçte ise, tıbbi tedavinin yanı sıra üst göz kapağına altın ağırlık yerleştirme, kapanamama ve şekil bozukluklarını düzeltmek için değişik cerrahi tedaviler uygulanmaktadır.

Protez Göz Sorunları (Orbital İmplant):

Göz protezleri, gözün kazalar veya hastalıklar sonucu, cerrahi olarak alınması halinde kullanılır. Bu protezler görmeyi sağlamaz ama estetik olarak iyi bir görüntü sağlar. Görmeyen gözler, estetik olarak hoş olmayan bir görüntü yarattıklarında veya ağrılı olduklarında alınırlar. Gözün ameliyatla alınması çeşitli tekniklerle yapılır. Göz protezleri kimi durumlarda da göz alınmadan uygulanır. Normalden küçük olan (fitizik) gözlerde, protez kişinin kendi gözünün üstün yerleştirilebilir. Bu uygulama yapıldığında, kullanılan göz protezine “skleral kabuk” adı verilir.

Orbita İltihaplanmaları

Mikrobik etkenlerle oluşan enfeksiyonlara “selülit” denir. Bazı hallerde mikrobik olmayan, vücudun bağışıklık sistemi ile ilişkili orbita iltihaplanmaları olur, bunlar idyopatik orbita inflamasyonu, psödotümör olarak isimlendirilir. Erken ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde görmeyi ve yaşamı tehdit edecek boyutlara ulaşabilir. Tedavisi hastaneye yatırılarak yapılmalıdır. Apseleştiği takdirde antibiyotik tedavisine ek olarak cerrahi girişim gerekir.

Orbita Tümörleri

Tüm orbita hastalıklarının yaklaşık %20’sini tümörler oluşturur. Orbitanın iyi huylu tümörleri genellikle yavaş büyür. Gözde öne doğru itilme, çift görme ve görme bozukluğu gibi belirtiler uzun süre içerisinde yavaş bir şekilde gelişir. Kötü huylu tümörlerde ise bu belirtiler kısa sürede gelişir.

Orbita Yaralanması

Orbita yaralanmaları birçok bakımdan önemli ve özelliklidir. Hayati organlara yakınlığı dolayısı ile orbita yaralanmalarında hayati tehlike de olabilir. Dolayısıyla, hasta öncelikle beyin fonksiyonları ve solunum yolları bakımından değerlendirilir. Orbita yaralanmalarında gözün etkilenme oranı da yüksektir. Bu bakımdan gözün durumu öncelikli olarak değerlendirilmelidir.

Doğuştan Gözün Küçük Olması veya Yokluğu

Doğuştan olan göz yokluğuna konjenital anoftalmi denir. Gözün büyüklüğü ve varlığı göz çevresindeki dokuların gelişimini sağladığı için gözün gelişmemiş olduğu durumda göz kapakları, göz çevresindeki yumuşak dokular ve kemik çerçeve yeterli büyüklüğe ulaşmaz. Erken müdahale edilmezse yüzde şekil bozukluğu yapar. Doğuştan olan göz küçüklüğüne konjenital mikroftalmi denir. Göz yokluğuna göre (anoftalmi) daha hafif bir tablodur. Bulguları benzerdir; tedavide aynı prensipler uygulanır.

Göz Yaşı Sistem Hastalıkları:

Göz Kuruluğu

Göz kuruluğu çoğunlukla uzun süre bilgisayar kullanmak zorunda olanlar, uzun süredir kontakt lens kullananlar, alerjik konjonktiviti olanlar ve menopoz sonrası kadınlarda görülmektedir. Hastalarda en önemli belirtiler gözde kuruma hissi, yanma, batma ve sulanmadır. Tedavide hafif vakalarda eksiği yerine koyma prensibine göre, suni gözyaşı damlaları kullanılır. Ağır göz kuruluğu daha farklı ve ciddi tedaviler gerektirmektedir.

Sonradan Gelişen Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları

Doğuştan olmayan gözyaşı kanalı tıkanıklığının çoğunlukla sebebi belli değildir. Tıkanıklığın yeri, gözyaşı kesesi ile kanalın birleşim yerindedir. Kadınlarda daha sık görülmektedir. Nadiren bu bölgenin yaralanma veya tümörleri de gözyaşı kanalında tıkanıklığa neden olabilirler. Belirtiler önce zaman zaman sulanma ile başlar; daha sonra sulanma sürekli olur ve birlikte çapaklanma görülür. Esas tedavisi cerrahidir.

Doğuştan Gözyaşı Kanalı Tıkanıklıkları

Gözyaşı boşaltım yolları doğumdan sonra da gelişmeye devam eder. Bebeklerin bir kısmında doğumdan sonra kanalın gelişimi tamamlanamadığında gözde sulanma, çapaklanma görülebilir. İlk 6 ay içerisinde hastaların büyük bir kısmında kanal kendiliğinden açılır ve belirtiler ortadan kalkar. Kanal açılıncaya kadar çapaklanması olanlara antibiyotikli damla önerilir. Ayrıca kanalın açılışını çabuklaştırmak için ebeveynlere baskılı masajı nasıl yapacakları öğretilir.

Gözyaşı Sistemi Tümörleri

Gözyaşı bezi tümörleri yetişkinlerde daha sık görülür. İyi huylu (selim, benign) olanları yanında kötü huylu olanları (habis, malign) da vardır. Tedavisi tümörün cinsine göre değişmektedir.

Göz Yaşarması

Göz yaşarması, gözyaşı üretiminin fazlalığından, gözyaşı boşaltımının yavaşlamasından veya durmasından kaynaklanır. Gözyaşı üretiminin artışı; göze kaçan bir yabancı cisim, enfeksiyon veya alerjik hastalıklar gibi çeşitli etkenlerle ortaya çıkmaktadır.Bu etkenler ortadan kalktığında göz yaşarması da kaybolacaktır.

Gözyaşı Yolları Yaralanmaları

Genellikle göz kapağı yaralanmaları ile birlikte görülür. Erken ve uygun tedavi edilmediği takdirde gözyaşı yollarında kalıcı tıkanma, sürekli sulanma ve çapaklanmaya neden olabilir.

 

Genel Göz Muayenesi

 

Göz Muayenesi

Gözlerimiz duyu organımız arasında bize hayata bağlayan, algılama yeteneğimizi harekete geçiren en önemli organımızdır. Gözlerin düzenli şekilde muayene edilmesi sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir.

Gözlerle ile ilgili herhangi bir problem olmasa bile olası risklerin erken tespiti için uzmanlar yılda bir göz muayenesi önermektedir. Çocuklarda bu süre 6 ayda bir, hatta bazı özel durumlarda hekimin önerisi ile daha sık olabilir.

Unutulmamalıdır ki göz muayenesi ile şeker hastalığı, beyin tümörlerine kadar birçok hastalık hakkında fikir vermektedir.

Göz Muayenesinin Aşamaları

Görme Keskinliği Testi

İnce detayları görebilme yeteneği, giderek küçülen rakamlardan oluşan testlerle eşliğinde ölçülür.

Gözlük Muayenesi

Gözde oluşan kırma kusuru nedeniyle net görememe durumu gözlük ihtiyacını doğurur.

Göz Kapakları Muayenesi

Göz kapakları, gözyaşı bezleri, gözyaşı boşaltım sistemi ve göz etrafındaki alanlar incelenir.

Göz Kasları Muayenesi

Gözün iç kasları, gözbebeğinin hareketini kontrol etmektedir. Gözün dış kasları da gözlerin paralel durmasını sağlar. Şaşılık ve çift görme muayenelerinde göz kasları incelenir.

Göz Tansiyonu Ölçümü

Otomatik ya da manuel yöntemler yardımı ile göz içi basıncı saptanır. Glokom hastalığının erken teşhisi için ölçümler önem taşır.

Biomikroskobik Muayene

Özel cihazlar yardımı ile kornea, iris, lens ve retina tabakasının detayları incelenir.

Göz Dibi Muayenesi

Bu muayene ile retina dekolmanı, glokom, hipertansiyon, beyin tümörü ve vücuttaki çeşitli hastalıkların belirtiler saptanabilir.

 

Retina (Ağ Tabaka)

 

Retina, gözün arkasında ışığı algılayarak görüntüyü beyine ileten sinir tabakasıdır. Göz bir kamera gibidir. Gözün ön bölümünde bulunan mercek (lens) ışığı retina üzerine odaklar. Retinada oluşan hastalıklar doğrudan görme duyumuzu tehdit ettiğinden erken teşhis, koruyucu tedavi ve geç kalınmadan yapılacak doğru cerrahi girişim hayati önem taşımaktadır.

Retina Hastalıkları

  • Sarı nokta hastalığı (Görme noktası)
  • Şeker hastalığına ve hipertansiyona bağlı kanamalar ve yeni damar oluşumları
  • Retina altında sıvı birikmesi, retina ödemi
  • Retina damar tıkanmaları
  • Görme noktası (Makula) delikleri
  • Vitreo-retinal yüzey bozuklukları
  • Retina dekolmanları
  • Retina iltihapları
  • Kalıtsal retina hastalıkları
  • Retina yabancı cisimleri

Retina Hastalıklarının Belirtileri

  • Ani veya yavaş görme kaybı (Genellikle ağrısız),
  • Işık çakmaları,
  • Kırık - eğri görme (Özellikle düz çizgilere ve kenarlara bakıldığında),
  • Göz önünde oluşan koyu cisimler, görüşün perdelenmesi, sinek uçuşmaları,
  • Görüş alanında karanlık bölgeler.

Retina Dekolmanı

Retina dekolmanı, retinanın en dış katı olan retina pigment epiteli (RPE) ile fotoreseptör (ışığa hassas) katları arasında sıvı birikerek, sinir-duyu katmanının RPE den ayrılmasıdır. Dekole (ayrılmış) retina bölgesinde görme fonksiyonunun kaybı, tam görme kaybına kadar ilerleyebilir.

Retina Dekolmanın Nedenleri

Retinanın bulunduğu yerden ayrılması, retinada yırtık oluşması, koroid tabakasından retina altına aşırı sıvı sızması ve retinanın bir veya daha fazla noktadan öne doğru çekilmesi ile olur. (Şeker hastalığına bağlı Traksiyonel Dekolman)

Retina Dekolmanının Belirtileri

Retina dekolmanı, aciliyet gösteren ve görme kaybı ile sonuçlanabilen bir hastalıktır. Teşhisi büyük önem arz eden hastalığın belirtileri şunlardır:

  • Göz açık ya da kapalı iken hissedilen ışık çakmaları,
  • Daha fazla sayıda uçan cisimlerin ani olarak ortaya çıkması,
  • Görme alanı içinde herhangi bir yönden gelişen gri-siyah perde,
  • Göz kırpma ile geçmeyen görme bulanıklığı ya da görme kaybı.

Retina Dekolmanının Teşhisi

Retina çevresindeki ince ve bozulmuş olan sahaları, buradaki delik, yırtık ve dekole olan bölgeleri tespit etmek için göz bebekleri damlalar ile genişletilir. Göz hekimi çeşitli mercekler kullanarak muayene mikroskobuyla gözün içini çepeçevre inceler. Bunun sonucunda göz içinde oluşan yırtık veya dekolman tespit edilmiş olur. Gerekirse göz ultrasonografisi ve göz tomografisi yapılır.

Retina Dekolmanın Tedavisi

Retina dekolmanı geliştiyse, cerrahi müdahele yani ameliyat gereklidir. Ameliyat yöntemi, retina dekolmanına sebep olan retina yırtığının sayısına, büyüklüğüne, yerine, şekline ve retina dekolmanının süresine göre değişebilmektedir.

Yırtık veya delikler, retinada dekolman gelişmemişse argon lazerle tedavi edilirler. İleride yırtık oluşturabilecek bazı ince ve yapısı bozulmuş sahalar lazer ile kontrol altına alınabilir.

Argon lazerle yapılan yırtık ve dejenere saha tamiri ağrısız bir işlemdir. Günün birinde aynı gözün başka bir bölgesinde de yırtıklar oluşursa yine göz içi dekolman tehlikesiyle karşılaşabilinir.

Bu yüzden retinasında problem olan hastalar sık sık göz dibi muayenesinden geçirilirler. Retina dekolmanı gelişen hastalarda tek tedavi cerrahidir.

Cerrahi tipleri çeşitlilik gösterse de, hastalığın tedavisi yırtıkların kapatılması ve çekintilerin azaltılması prensibine dayanır. Dekolmanlı gözlerde cerrahi lokal veya genel anestezi altında Ersoy Sağlık Grubu’nun deneyimli ve alanında uzman doktorları tarafından titizlikle yapılmaktadır. Cerrahi yöntem olarak dikişsiz "(23G)" yöntemi uygulanmaktadır.

Vitrektomi ameliyatı ile göz içine girilerek yırtığa neden olan vitreus alınarak, retina yatıştırılıp, yırtık kapatılır, etrafına lazer uygulanır ve tekrar açılmaması için göze özel gazlar veya silikon yağ verilir. Dev yırtıklı dekolmanlarda ve diyabetik retinopatinin ileri evrelerinde gelişen traksiyonel dekolmanda, travma ve göz içi yabancı cisime bağlı retina hasarlarında genellikle vitrektomi uygulanır.

 

Fakik IOL

 

Miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde lazer tedavisi için yeterli miktarda kornea dokusu olmayan veya gözlük dereceleri lazer ile düzeltme sınırlarının üzerinde olan kişilere alternatif tedavi yöntemi olarak uygulanan cerrahi fakik göz içi implantasyonudur.

Gözün içerisine yapay numaralı bir lens yerleştirilmesi prensibine dayanan Fakik ICL yöntemi ile 7 diyoptriden 25 diyoptriye kadar miyoplar, 5 diyoptriden 13 diyoptriye kadar hipermetroplar tedavi edilebilmektedir. 

Operasyon, 18 yaşından büyük olan, gözünde glokom, retina hastalıkları ve kataraktı olmayan hastalara yapılır. Tedavinin hastanın göz yapısına uygulanıp uygulanamayacağının kesin kararı, detaylı göz muayenesi ile ortaya çıkabilir.

Detaylı göz muayenesi sonrası gözü uygun olan hastalara genel anestezi uygulanır. Hasta herhangi bir ağrı duymaz. Hasta uyutulmadığı için hekimle konuşabilir. Korneadan 3,2 mm genişliğinde özel bir tünel ve iki adet yan giriş açılmasına takiben mercek göz içine özel bir aparat yardımı ile katlanarak konur ve teorik ise astigmat yönüne döndürülüp bırakılır. Ameliyat esnasında gözün doğal merceği korunur, yapay mercek ona dokunmayacak şekilde iris ile lens arasına yerleştirilir.

Ameliyat ortalama 15-20 dk sürer ve gözler tek tek ve farklı zamanlarda ameliyat edilir. Ameliyattan 5 gün sonra gözler su ile yıkanabilir ve 20–30 gün sonra ise denize girebilir. Hastaların 24 saat öne eğilmesi kısıtlanmalıdır. Ancak daha sonra hareket kısıtlamaya genellikle gerek yoktur

 

Şaşılık

 

Şaşılık, her iki gözün birbiriyle olan paralelliğini yitirmesidir. Her bir gözde altışar adet göz dışı kas bulunmaktadır. Bunların birinde veya bir kaçında kuvvet azlığı ya da fazlalığı olması gözlerde kayma sebebidir. 

Gözde kayma olduğunda beyinde iki farklı görüntü ortaya çıkacağından, beyin kayan gözden gelen görüntüyü baskılayacaktır bu da derinlik hissinde ve her iki gözle sağlanan görüşte azalmaya sebep olacaktır. Erişkinlerde kayan gözden gelen görüntünün baskılanması artık yapılamadığından çift görme şikâyeti ortaya çıkar. 

Şaşılık tedavisinde erken teşhis, etkili tedavi için oldukça önemlidir. Her yaştaki çocuğa şaşılık muayenesi yapılabilmektedir. Ancak 4 yaş öncesi çocukların mutlaka göz muayenesinden geçmesi yararlı olacaktır. Teşhiste geç kalındığında ömür boyu sürecek estetik problemlerin yanı sıra kalıcı görme kusuru oluşmaktadır.

Şaşılık Çeşitleri:

-  Şaşılıklar gözlerin kaydığı yönlere göre adlandırılır:

-  Yukarıya Şaşılık (Hipertropya)

-  Aşağıya Şaşılık (Hipotropya)

-  İçe Şaşılık (Ezotropya)

-  Dışa Şaşılık (Ekzotropya)

Şaşılığın Sebepleri:

Şaşılığın nasıl meydana geldiği tam olarak bilinmemektedir. Gözlerin hareketi 6 adet kas tarafından meydana getirilir. Bu kaslar, gözleri sağa, sola, yukarı ve aşağı doğru hareket ettirirler. Bu kaslar uyum içerisinde çalışmalıdır. Hareket halindeki herhangi bir nesneyi gözlerimiz ile takip edebilmemiz için tüm bu kaslar, nesnenin gözlerimize göre yaptığı açıyı koruyacak şekilde kasılmalıdır. Bu kasların kasılması beynimiz tarafından kontrol edilir.

Şaşılık Tedavi Yöntemleri:

Gözlük: Bazı tip şaşılıklar görme kusuruna bağlı olarak oluşur. Hasta gözlük kullanmaya başladıktan sonra şaşılık düzelir. 

Kapama Tedavisi: Bu tedavi yöntemi hastanın gözünde tembellik varsa uygulanmaktadır. 

Ortoptik tedavi: Bu tedavi her iki gözle görme yeteneğini ve derinlik hissini kazandırmak amacı ile göze uygulanan egzersizlerden oluşmaktadır. 

Botox tedavisi: Kaymaya neden olan kas içersine botilinum toksin enjeksiyonu yapıldığında gözde paralellik sağlanır, etkisi yaklaşık 6 ay kadardır ve daha çok sinir felcine bağlı şaşılıklar gibi özel durumlarda tercih edilen bir tedavi yöntemidir. 

Cerrahi müdahale: Şaşılık ameliyatları büyük çoğunlukla göz küresinin dışında yer alan kaslar üzerinde gerçekleşir. Şaşılığın düzeltilmesi ve gözler arasındaki paralelliğin sağlanması için muhtelif teknikler kullanılarak bu kasların güçleri arttırılır, azaltılır veya kasların etki noktaları değiştirilir.

 

Çocuk Göz Sağlığı

 

Göz hastalıkları ile ilgili bilgi eksikliğinden kaynaklanan ihmaller sonucu çocuklarımız ileri yaşlarda tedavisi oldukça zorlaşan sorunlarla karşılaşabilirler. Pek çok önemli göz hastalığı küçük yaşlarda ortaya çıkar. Ancak erken teşhis ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.

0-16 yaş grubundaki çocukların gözlerini korumak için;

  • İlk 1 yaşında
  • Okula başlamadan önce,
  • Okul süresince düzenli göz muayenesi yapılması gereklidir.

Ancak aşağıdaki belirtilerde vakit kaybetmeden çocuk göz hastalıkları alanında uzman bir göz hekimine (pediatrik oftalmolog) gidilmelidir.

  • Bir gözü kısma ya da kapatma
  • Siyah görünmesi gereken göz bebeğinde beyaz ya da puslu renk
  • Cisimleri sürekli gözüne yakın tutma
  • Başını bir yana eğerek bakma
  • Gözlerini sık sık ovuşturma
  • Bir veya iki gözün içe veya dışa kayması
  • Prematüre doğum
  • Ailede göz tembelliği teşhisi
  • Ailede göz bozukluğu

Çocuklarda Göz Hastalıkları

  • Bebeklerde Kornea Hastalıkları
  • Göz Tembelliği
  • Glokom (Göz Tansiyonu)
  • Göz Kapağı Hastalıkları
  • Göz Sulanması –( gözyaşı kanal tıkanıklığı)
  • Gözde Çapaklanma ve Kanlanma
  • Prematüre Retinopatisi (ROP)
  • Bebeklerde Göz Tümörleri
  • Renk Körlüğü
  • Nistagmus (İstem dışı göz hareketleri)
  • Doğumsal Katarakt

Tedavi

İlk muayeneyi 1 yaşında yaptırmak oldukça önemlidir;

  • Düşük göz kapağı, Nistagmus adı verilen istem dışı göz hareketleri de bu dönemde erken teşhis edilerek tedaviye başlanabilir.
  • Katarakt, göz tansiyonu, retina problemleri gibi hastalıklara bu dönemde tanı konulması, geri dönüşü olmayan görme kayıplarını engelleyecektir. Katarakt veya gözün ağ tabakasındaki rahatsızlıklar 2-3 ay içinde kalıcı görme kaybı ve sonrasında yaşam boyu düzelmeyen göz titremelerine (nistagmus) neden olmaktadır.
  • 6 ay -1 yaş arası muayene özellikle şaşılığın tespit ve tedavisi için son derece önemlidir. 6 aydan sonra devam eden kaymalar mutlaka tedavi gerektirir. Bu dönemde burun kökünün henüz gelişmemesine bağlı olarak gözlerde yalancı kayma denilen durum da görülebilir.

 

Katarakt

 

Katarakt, göz bebeğinin arkasındaki, şeffaf olan göz merceğinin görmeyi azaltacak derecede saydamlığını kaybederek bulanıklaşması ve net görmeyi engellemesidir. Mercek saydamlığını kaybetmeye başlayınca ışınların geçişi engelleneceğinden hastanın görüş netliği bozulmaya başlayacaktır. Kataraktlı gözlerde görme bulanıklığı, kataraktın derecesine göre, az bulanık görmeden başlayarak sadece ışık görecek dereceye kadar çok değişik seviyelerde olabilir.

Kataraktın Belirtileri

•     Görmede azalma

•     Puslu görme

•     Çift görme

•     Gözlerde çabuk yorulma

•     Akşamları görme azalması

•     Etrafın bulanık veya sarı görülmesi

•     Gözlük ihtiyacının sık sık değişmesi

•     Araba farları, sokak lambaları gibi parlak ışıkların etrafında halelenme ve gözü fazla rahatsız etmesi

Kataraktın en sık görülen belirtisi; görme keskinliğinin azalması ve bulanık görmedir. Hasta, görmesinin sürekli bulanık olmasından, görmesinin daha giderek kötüleştiğinden ve okuyamadığından şikâyet eder. Bazı katarakt türlerinde görülen tipik bir görme şikâyeti de gözün miyop hale gelmesidir. Kataraktı olan hasta, kataraktlı gözüyle cisimleri; bir tülün, bir filmin veya buzlu camın arkasından bakıyormuş gibi algılar. Renkleri bulanık ve soluk olarak görmeye başlar. Işık problemleri ortaya çıkar, hastanın gece araba kullanması giderek zorlaşır, keza kataraktı olan kimse, okurken ya da yakın işler yaparken yeterli ışık bulamamaktan yakınır. Genelde siyah olan göz bebeğinin rengi değişmeye başlar. Yavaş ilerleyen bir hastalık olan kataraktın bazı türlerinde yakın görme netleşebilir. Bu durum geçicidir. Başlangıç seviyesindeki kataraktlarda görme fazla etkilenmediğinden ancak detaylı muayenelerle teşhis edilebilir.

Kataraktın Tedavisi

Günümüzde gelişen katarakt cerrahisinde; özel durumlar dışında artık genel veya lokal anestezi uygulanmamaktadır. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan ve 4-5 kez damlatılan damlalar ile hazırlanır.

Kataraktta tek tedavi yöntemi olan ameliyat, Ersoy Sağlık Grubu’ nun uzman kadrosu, kullandığı üstün teknolojik yöntemler ve kaliteli merceklerle sorun olmaktan çıkıyor. Kısa sürede tamamlanan ağrısız ameliyatlarda göz içine yerleştirilen yapay merceklerle görüş kaliteniz yükselir.

 



  • Hekimlerimiz


    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları



    Göz Sağlığı ve Hastalıkları