Medikal Estetik


Lazer Epilasyon Uygulaması

 

Lazer Epilasyon Uygulaması

Lazer epilasyon uygulama prosedürü, uzman doktorların uygulama yapılacak bölgeyi kıl ve cilt tipine göre inceleyerek değerlendirmesi ile başlar. İnceleme sonucunda, lazer epilasyona uygunluk durumu, olası sonuç ve yan etkiler kişiye aktarılır. Daha sonra uygulama işlemine geçilir.

Lazer epilasyon uygulamasında uygun lazer cihaz tipinin seçilmesi çok önemlidir. Bu cihazlar nm cinsinden ışık dalga boylarına göre isimlendirilir.

Lazer Epilasyon Cihazları:

1.Alexandrite Lazer Epilasyon

Acısı en az, işlem süresi hızlı ve işlem sonrasında temiz bir cilt bırakır. Uygulanması en konforlu yöntemdir. Bu sebeple en yaygın kullanılan lazer tipidir.

2.Diode Lazer Epilasyon

İşlem sonrasında kılın dökülmesi 15-20 gün gibi bir süre aldığı için çok tercih edilmez.

3.Nd:YAG Lazer Epilasyon

Ağrılı bir işlemdir. Bu sebeple kullanımı çok yaygın değildir.

Uygun lazer epilasyon cihazı ve doz belirlendikten sonra lazer epilasyon işlemine başlanır.

Lazer Epilasyon Hangi Merkezlerde Yaptırılmalı?

Lazer epilasyon uygulaması ciddi bir işlemdir, uzmanlık ve tecrübe gerektirir. Ehil olmayan kişilerin ve denetlenmeyen firmaların yaptığı uygulamalar kalıcı sorunlara yol açabilir. Bu sebeple lazer epilasyon Hastane ve Tıp merkezi gibi Sağlık Bakanlığı tarafından izin verilen kurumlarda yapılması son derece önemlidir.

Kimler Lazer Epilasyon Yaptırabilir?

Lazer epilasyonu 16 yaşından büyük olan, kıl yapısı uygun, kıl rengi ile ten rengi arasında belirgin farkı olan (koyu renk kıl) ve ışığa karşı aşırı duyarlılığı olmayan herkes yaptırabilir.

Lazer Epilasyon İşleminin Başarısı Nelere Bağlıdır?

Cihaz seçimi: Başarılı bir lazer epilasyon uygulaması için ilk adım, doğru cihazın seçimidir.

Cilt rengi: Uygulama yapılacak kişinin cilt renginin açık olması, uygulamada avantaj sağlar. Çünkü açık cilt tiplerinde doz artışı daha rahat yapılabilir. Lazer dozu ne kadar yüksek olursa başarı o kadar artar.

Kıl rengi: Lazer epilasyon uygulamalarında kalın kıllarda etkinlik fazla olur. Bu sebeple kıl ne kadar koyu ise lazer epilasyon o kadar başarılı olur. İnce tüylerde ise etkinlik daha az olur. Diode lazerler, bir kısım iyi seçilmiş ince tüylerde etkinlik sağlayabilir.

Epilasyonun uygulanacağı bölge: Epilasyonda en zor bölgelerden biri yüz bölgesidir. Yüz bölgesi için daha fazla sayıda seans gerekmektedir. Koltuk altı, genital ve alt bacak bölgesi lazer epilasyona en iyi cevap alınan bölgelerdir.

Cinsiyet: Kadınlar lazer epilasyon için daha avantajlıdır. Erkeklerde başarı ortalaması kadınlara oranla daha düşüktür. Kadınlarda hormonal nedenli tüylenme varsa, hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir.

Lazer Epilasyon Öncesi Nelere Dikkat Etmelidir?

Lazer epilasyondan en az bir ay öncesine kadar, kılları kökünden alan ağda, epilatör, cımbız, iple alma işlemleri yapılmamalıdır. Lazer epilasyonun etki edebilmesi için kılın köküne kadar uzanması gerekmektedir.

Lazer epilasyondan yine 1–1,5 ay öncesine kadar bronzlaşma olmamalı ya da solaryuma girilmemelidir. Lazer epilasyon öncesinde kullanılan ilaçlar ve özellikle deri hastalıkları olmak üzere bilinen tüm hastalıklar doktora bildirilmelidir. Ayrıca son 6 ay içinde sivilce tedavisi görülmüş ise mutlaka doktora bilgisi verilmelidir.

Lazer Epilasyon İçin Ne Gibi Hazırlıklar Yapılmaktadır?

Lazer epilasyon işleminden önce ıslak bir mendil ile bölge deodorant ve diğer kozmetiklerden temizlenir. Bölgedeki kıllar tıraş makinesi ile kısaltılır. İlk seanstan sonraki seanslarda vakit kaybını önlemek için kişi kısaltma işlemini 3 gün önceden de gerçekleştirebilir. Lazer epilasyon seansında acı genelde minimaldir. Fakat çok acı duyan kişilerde işlemden 1 saat önce lokal anestezik krem uygulaması yapılabilir.

Lazerle Epilasyon Uygulaması Nasıl Yapılmaktadır?

 

Lazer cihazında üretilen lazer ışınları, bir el aleti ile cilde uygulanır. 12-15-18 mm çapındaki bir alan, her seferinde tek tek atışlarla taranır. Lazer epilasyon işlemini yapan ve yaptıran kişiler, işlem sırasında mutlaka koruyucu gözlük takmalıdır. Cilde uygulanan ışınlar kılın yapısında bulunan ve siyah rengi veren melanin ismindeki boya maddesi tarafından tutulur. Tutulan ışık enerjisi, kılda ısı enerjisine dönüşür. Kıl köküne iletilen ısı, milisaniyelik bir sürede kıl kökünü tahrip eder. Bu anda hafif bir iğne batmasına benzer bir his duyulur, kıl köklerinde şişme ve kızarıklık gözlenir. Bu belirtiler kılların etkilendiğini gösterir. İşlem sırasında cihaz yoluyla sağlanan hava ve kontakt soğutma sayesinde cilt korunur, acı ve yan etkiler azaltılır. Soğutma esnasında bile kızarıklığın ve ödemin geçtiği gözlenir.

Lazer Epilasyon Uygulaması Sırasında Ağrı Hissedilir Mi?

Sadece ışık vücuda değdiğinde, tek bir kılı cımbızla kopartırken hissettiğimizden çok daha az bir acı duyulabilmektedir. Bu esnada ışığın değdiği bölgede aynı anda en az 10-15 kıl köküne ulaşılabilmektedir.

Lazer Epilasyon Uygulaması Ne Kadar Sürer?

Süre, epilasyonun yapılacağı bölgeye göre değişir. Örneğin; yüz, kasık, koltukaltı gibi bölgelerde 10-15 dakika, bacaklarda 1 saat sürebilmektedir. Ayıca epilasyonda cilt ve kıl durumuna göre kullanılan cihaz da sürede farklılık gösterecektir.

Lazer Epilasyon Sonrası

Lazer epilasyon sonrası, 15–20 dakika aralıklarla bölgeyi buz uygulamasıyla ya da hava ile soğutmak cildi rahatlatır, kızarıklık ve şişlikleri azaltır ya da tamamen kaybeder.

İşlem sonrası bölgeyi nemlendiricilerle nemlendirmek, yine cildin toparlanmasını sağlar.

Lazer epilasyon sonrasında ilk 24 saat çok sıcak su uygulanmamalıdır.

Epilasyonun uygulandığı bölgeyi terletici ağır sporlar yapılmamalıdır.

Uygulama sonrası 15 gün boyunca bronzlaşmak amacı ile güneşlenmemeli ve solaryuma girilmemelidir. Lazer epilasyon, cildin yüz gibi açıkta kalan bölgelerine uygulanmışsa sonraki seansa kadar güneşli havalarda güneş koruyucu kullanılmalıdır.

İki Seans Arasında Ne Kadar Süre Geçmeli?

Vücudumuzdaki kıllar, büyüme, dinlenme ve dökülme evrelerini geçirirler. Eğer bir kıl büyüme evresinde iken lazer uygulanırsa, onun o seansta kalıcı olarak yok olması mümkün olabilir. Bu nedenle seanslar arasında 1-2 ay gibi süreler öngörülür. Büyüme evresinde bulunmayan bir kıla lazer uygulaması yapılırsa, kıl tütsülenir ve ışığı kıl köküne ulaştırma görevini tamamlayamaz. Cilt üzerine 0,3 cm uzunluğuna erişmiş olan kıllar daha fazla uzaması beklenmeden işleme alınabilir. Seans aralıkları süreleri bölgesine göre değişir.

Lazer Epilasyon Kimlere Uygulanmamalıdır?

Hamileliğin özellikle ilk 3 ay döneminde olanlara, 12 yaşından küçük çocuklara, derisinde kollajen doku hastalığı olanlara, herpesli (uçuk) ve sedef hastalıklı deri alanlarına, deri kanser veya kanser öncesi deri lezyonlarına lazer epilasyon uygulanmaz. Bronzlaşmış ciltlerde bazı lazer epilasyon cihazları ile yeterli sonuç alınamaz. Böyle durumlarda cildin renginin açılmasını beklemek gereklidir.

 

Alexandrite Lazer

 

Eski teknoloji Alexandrite lazerlerin kullanım alanları çok kısıtlı olmasından dolayı her cilt ve kıl tipinde kullanılamamaktaydı. Fakat son teknoloji Alexandrite lazerler çok koyu cilt tipleri hariç bütün cilt tiplerinde kullanılmaktadır. Kıl köklerinde melanin olduğu sürece Alexandrite lazer epilasyonda öteki lazerlere nazaran çok daha başarılıdır. Lazer epilasyon yaptırmadan önce yetkili kişiye danışıp kıl tipinizin analizinin yapılması, kullanacak dozun profesyonel kişiler tarafından belirlenmesi gerekmektedir.

 

755 nm Alexandrite lazer koyu renkli maddeler tarafından tutulmak suretiyle enerjilerini bu maddelere aktararak ısı enerjisine dönüşürler. Lazer epilasyonda prensip, kıl folikülünde yerleşmiş bulunan melanin adı verilen renk maddesinin lazer ışığı tarafından tutularak ısıya dönüşmesini sağlamak daha sonra da ortaya çıkan bu ısı enerjisi ile kıl folikülünü tahrip etmektir. Bu sırada ortaya çıkan ısı kıl kökü hücresini tahrip eder. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantre olduğundan cildin zarar görmesi engellenir.

 

Lazer epilasyonda kullanılan lazer ışığının dalga boyu melanin pigmenti tarafından emilme özelliğine sahiptir. Lazer sistemleri içerisinde (Alexandrite, Diode, Nd- YAG) 755 nm Alexandrite melanin tarafından en iyi emilen lazer olduğu için, Alexandrite lazer sistemiyle lazer epilasyonda her zaman daha başarılı sonuçlar alındığı klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Botox

 

Botox Nedir?

Botoks uygulaması yüz ve boyun bölgesi kırışıklıkların tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.
Clostridium botilinum denen bakteriden izole edilmiş bir toksindir. Halk arasında söylendiği gibi bir yılan zehiri değildir. Bu etken maddenin özelliği kasların sinir uçlarından alacağı uyarıyı iptal etmektir. Dolayısıyla yüzümüzde reflekse, mimik hareketlerine bağlı olarak oluşan hafif ve orta şiddetteki kırışıklıkların giderilmesini sağlamaktır. Cilt kasılmayan kasların sayesinde kendini toparlama imkanı bulur. Hatta daha ileri safhalarda oluşabilecek derin kırışıklıkların oluşumu da önlenmiş olur. Botoks estetik amaçlı olarak kırışıklıkların giderilmesinde kullanıldığı gibi aşırı terleme tedavisinde de güvenle kullanılmaktadır.

 

Bir Toksin Olan Botox Zararlı Olabilir Mi?

Botulunium toksin 1980’ li yıllardan beri tüm dünyada güvenle kullanılmaktadır.Estetik amaçlı olarak çok az miktarlarda kullanıldığı için, doğru uygulama sonrasında istenmeyen etki görülmez. Botulunium toksin sadece uygulandığı kas düzeyinde etki gösterir, uygulama bölgesinin dışında etkileri görülmez.

Botox’un Tarihçesi

Botulinum toksinleri ilk olarak 1960’ ların sonlarında nörolojik hastalıkların tedavisi amacıyla incelenmeye başlandı. Botox ilk olarak 1989’ da göz kası hastalıklarının, 2000’ de servikal distoninin tedavisi için FDA onayı aldı. Göz kası hastalıklarının tedavisi sırasında bir yan etki olarak kaşların arasındaki kırışıklıkların yumuşadığı dikkati çekti.

Yüz Bölgesinde Botox Uygulama Alanları

 

·         Kaş arası: Her iki kaş arasındaki dikey çizgilerin giderilmesi amacıyla

·         Alın bölgesi: Alın bölgesindeki yatay çizgilerin giderilmesi amacıyla

·         Göz kenarları (Kaz Ayağı): Gülme ya da tebessüm esnasında oluşan kırışıkların giderilmesi amacıyla

·         Her iki kaş kenarlarının bir miktar kaldırılması amacıyla

·         Dudak üst kısmındaki küçük kırışıklıklar: Ağız çevresindeki hareketlerle beraber göze çarpan küçük kırışıkların giderilmesi amacıyla

·         Dudak kenarlarındaki dikey kırışıklıkların giderilmesi amacıyla

·         Çene (Mental Bölge)

·         Gülerken üst diş etinin görünmesinin giderilmesi amacıyla (Tavşan dudak görüntüsünün giderilmesi için)

·         Diş gıcırdatma problemi olan kişilerde her iki yandaki çiğneme kaslarına.

·         Boyun altındaki platysma adı verilen çizgilerin giderilmesi amacıyla uygulanır.

Botox’un Kırışıklıklar Üzerindeki Etkinliği Nedir?

Teknik olarak Botoks solüsyonu, kırışıklık bölgesinde cilt altındaki küçük kaslara enjekte edilir. Botoks’un etki mekanizması, kırışıklıklara neden olan kasların kasılmasını geçici olarak önlemesidir.
Botoks, içine enjekte edildiği kası bir süreliğine kısmi olarak hareketsizleştirip dondurur. Artık kasılmayan kaslar da kırışıklığı açar. İşlem uzun süre tekrarlandığında bu kırışıklıkların ciltte kalıcı derin izler oluşturması da engellenir.

Hiperhidrozis (Aşırı Terleme) İçin Botox Uygulaması

·         Avuç içi

·         Ayak tabanı

·         Koltukaltı

Bahsi geçen bölgelerdeki aşırı terleme insanları çok rahatsız etmesi nedeniyle (normalin 40 katı kadar) botoks mükemmel bir çözümdür. Yaklaşık olarak 6 ay süreyle hiçbir terleme problemi yaşamayan hasta aşırı terlemenin verdiği psikolojik baskıdan da kurtulur. Yan etkisi neredeyse yoktur. Deriye küçük miktarda botoks zerk edilir. İş nedeniyle sürekli gömlek ve ceket giymek zorunda olanlarda çok faydalıdır. Botoksla terleme tedavisi uygulaması kolay ve etkili bir yöntemdir.

Migren İçin Botox Uygulaması

Migren ve gerilim tipi baş ağrılarının tedavisinde Botox’un kullanımı, tamamen tesadüfi olarak; 1992 yılında bir Kulak Burun Boğaz Uzmanı olan William Binder’in yüz kırışıklıkları tedavisi yaptığı hastalarında baş ağrılarının da geçtiğini gözlemlemesi sonucu ortaya çıkmıştır. Yapılan ileri araştırmalar ve uygulamalar ile Botox’un migren ve gerilim tipi baş ağrılarına etkisinin, ağrının şiddetini azaltmak ve ağrı ataklarının arasındaki süreyi açmak olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Toplumda sıklıkla görülen, hastaya büyük sıkıntı çektiren, günlük yaşamından koparan ve ciddi iş gücü kaybına da sebep olan migren, nörologlar ya da ağrı uzmanları tarafından tespit edilmekte ve ilaç tedavisi başlanmaktadır. İlaç tedavisinden yarar görmeyen ya da sürekli ilaç kullanmak istemeyen hastalar, tedavi seçenekleri arasında artık Botox’u düşünebilirler. Sonuçta Botox’da bir ilaç tedavisi olmakla birlikte 3-4 aylık etki süresi ve uygulanan hastalarda aynı zamanda daha genç bir görünüm yaratması ile rutin ilaç tedavilerine büyük bir üstünlük sağlamaktadır. Ayrıca, Botox ile başarılı sonuç alınmış hastalarda Botox’un sinir uçlarına etkisi değerlendirilebildiğinden bu hastalara, tedavinin kalıcılığını sağlayan cerrahi tedavi de önerilebilmektedir.
Botox’un migrene etkisi şu şekilde açıklanabilmektedir: Migren’e sebep olan sinir sıkışmaları, yüz, burun içi ve ensede belli bölgelerde, derinin hemen altındaki çok ince sinirlerde oluşmaktadır. Bu sinirler, alın germe ve kırışıklık tedavilerinde Botox ile gevşetildiğinden aynı zamanda migren de tedavi edilmektedir. Yine bunun tam tersi olarak, migren tedavisi Botox ile yapılan hastalarda, etki süresi 4-6 ay arasında olan, alın ve şakak bölgelerinde estetik anlamda da bir gençleşmiş görüntüye sahip olmaktadırlar ki bu da Botox’ un rutin ilaç tedavilerine bir diğer üstünlüğüdür.

 

Şiddetli Sırt Ağrıları İçin Botox Uygulaması

Şiddetli kas ağrıları ve kas spazmı tedavilerinde, kaslara botulinum toksin (Botox) enjekte edilmesi son yıllarda kullanılmakta olan bir tedavi yöntemidir. Bu işlem spazma neden olan kasın gevşemesine neden olmaktadır. Genelde enjeksiyonun 6 ay içinde tekrarlanması gerekmektedir.

Diş Gıcırdatma Rahatsızlığı (Bruksizm) İçin Botox Uygulaması

Yeni geliştirilen bir uygulamayla çiğneme kasına botox uygulanarak diş gıcırdatmasından kurtulmak mümkündür. Yanak alt kısmında bulunan çiğneme kasına (masseter kası) belirli noktalardan yapılan botox enjeksiyonu kastaki stresi ve aşırı çiğneme kuvvetini ortadan kaldırır. Kasta rahatlama sağlanır. Geceleri diş gıcırdatma, diş sıkma sorunu ortadan kalkar. Masseter kası çok güçlü bir kastır. Bu süreçte kasa herhangi bir zarar verilmediği gibi çiğnemeyle ilgili hiçbir sorun yaşanmaz. Hasta günlük yaşamında bunun etkilerini hissetmez. Sadece istenmeyen kasılmalar, kontrol dışı sıkmalar ortadan kalkar.
Bu uygulama sadece 5-10 dakikalık kısa bir randevuda yapılabilir, bazı kişilerde birkaç hafta sonrasında ilave enjeksiyon gerekebilir. Hastanın durumuna bağlı olarak, 6-9 ay sonrasında botox’ un etkisinin geçmesine bağlı olarak tekrarlanması gerekebilir.

Botox’un Yan Etkileri

 

Botox, 25 yıldır tıbbın hizmetinde, birçok hastalığın sağaltımında kullanılmaktadır. Oldukça emniyetli bir ilaçtır. Belirgin yan etkiye yol açmaz, açsa da bu etkinin geçici olduğunu bilmekteyiz. En sık görülen yan etki Botox’un hedeflenmeyen kaslara da yayılarak geçici zaaf yapmasıdır. Bu nedenle, yüz bölgesindeki kaslar daha küçük olduğu için, özellikle yüze uygulanan dozlar çok önemlidir. Bu tedavi yaklaşımı, Botox uygulamasını yapmak için gerekli eğitimi almış hekimlerin elinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Botox Kimlere Uygulanamaz?

·         Botoks uygulaması kas-sinir sistemini ilgilendiren hastalığı ( myastenia gravis,MS) olanlara uygulanmaz. Ayrıca bazı antibiyotik (aminoglikozit grubu…) tedavisi alanlara, antienflamatuar ilaç alanlara; kas gevşetici (tubokürarin…) ilaç alanlara uygulanmaz. Bu ilaçlar toksinini etkisinin artırabilmektedirler.

·         Gebe ve emziren bayanlarda kanıtlanmış bir yan etki olmamakla birlikte olası bir komplikasyona neden olmamak için kullanılmamalıdır.

·         Kanın akışkanlığını arttıran ilaç kullanan kişilerde dikkatli kullanılmalı, kullanım öncesi mutlaka ilaç belli bir süre bırakılmalıdır.

Uygulama Öncesinde ve Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Uygulamadan 7 ile 10 gün öncesinde pıhtılaşmayı giderici (aspirin, coumadin), vitamin C ve E gibi ilaçlar kesilmelidir. uygulama sonrasında 4 saat uzanmamak ve öne eğilmemek önerilir.

Botox Uygulamasının Uzman Hekimlerce Yapılmasının Önemi

Botoks bu konuda eğitim almış uzman doktorların uygulaması gereken bir ilaçtır. Aksi takdirde, hem etkisi tam olmayabilir hem de geçici göz kapağı düşüklüğü gibi problemler ortaya çıkabilir.

Dolgu

 

Dolgu Nedir?

 

Cildimizin orta tabakasındaki bağ dokusunun ve bu dokunun akışkanlığının, elastikiyetinin azalması sonucu yüzeyde görünür hale gelen kırışıklıkların giderilmesi amacıyla horozibiğinden ya da sentetik olarak üretilen Hyaluronic Asit materyalinin ihtiyaç olan bölgeye uygulanma işlemidir. Ayrıca estetik değişiklikler istenildiğinde elmacık, dudak, burun çevresi bölgelerine de uygulanabilir.

Estetik Dolgu Kimlere-Hangi Bölgelere Uygulanır?

 

Estetik dolgu uygulaması genellikle yüz bölgesinde zamanla birlikte azalan destek maddelerine bağlı olarak oluşan kırışıklık ve çökmelerin giderilmesinde kullanılır. Özellikle burun kenarlarındaki kırışıklıklarda, ağız köşesi sarkmalarında, elmacık kemiği dolgunlaştırılmasında sıklıkla estetik dolgu uygulamaları ilk tercihtir.
Alın ve göz kenarı bölgesi kırışıklıkları ve mimiklere bağlı kırışıklıklarda ilk tercih botoks uygulamasıdır. Eğer botoks uygulaması sonrası kırışıklılarda istenilen tedavi sağlanamazsa estetik dolgu uygulaması da tedaviye eklenir.
Estetik dolgu yüz bölgesi dışında vücut bölgelerinde de kullanılabilir.

Dolgu Kimlere Yapılmaz?

  • 18 yaş altındakilere
  • Gebelere ve emzirenlere
  • Uçuk virüsünün aktif olduğu kişilere
  • Enfeksiyon riski olanlara
  • Ameliyat sonrası scar ya da pigment bozukluğuna meyilli cilt yapısına sahip kişilere
  • Kanamalı hastalığı olan kişilere

Dolgu Maddeleri Nasıl Uygulanır?

Hekim tarafından işlemden 30dk önce lokal anestezi yapılır. İşlemin yapılacağı bölgeye özel iğne uçlarıyla cilt altına uygulamak suretiyle yapılan bir işlem olup etkisi hemen görülmekle birlikte işlemden sonraki zaman içerisinde da daha aktif hale gelir.

Dolgu Uygulamalarının Kalıcılık Süresi Ne Kadardır?

Estetik dolgu uygulamasının kalıcılığı profesyonel uygulamaya ve kullanılan dolgu maddesine bağlı olarak değişir. Estetik dolgu uygulaması ancak bu konuda deneyimli hekim tarafından yapılmalıdır.
Genellikle estetik dolgu uygulamalarından sonra kalıcılığı 6-12 ay arasında değişmektedir. Dolgu maddesinin kalıcılık süresinin sonunda cilt uygulama öncesi durumuna geri döner. Fakat görülmektedir ki, dolgu maddelerinin su tutma ve cildin nemlenmesinin artırması sebebi ile cilt kalitesi artmaktadır.

Dolgunun Yan Etkileri Var Mıdır?

Dolgu maddesinin (Hyaluronic Asit) cilt uygulama işlemleri içerisinde altın bir standart olarak düşünülmekte olup tolerans ve uyum açısından mükemmeldir. Etkisi uzun sürelidir. Ancak doğabilecek yan etkiler genellikle enjeksiyon uygulamasıyla alakalıdır.

Dolgudan Maksimum Yararlanım İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşlem sonrası kişi günlük hayatına devam edebilir.

Ancak ;

  • Şiddetli egzersizden
  • Uzun süre güneşe veya solaryuma maruz kalmaktan
  • Alkol içeren gıdalar tüketmekten
  • 24 saat çok sıcak ve soğuk sıvı alınmaması, dudaklara çok sıcak ve soğuk temasından
  • Uygulama sonrası 2-3 gün öpüşmekten
  • Uygulama sonrası dudaklara 24 saat ruj sürmekten uzak durulmalıdır.

Tüm Kırışıklıklar Dolgu İle Yok Edilebilir Mi?

Estetik dolgu uygulaması genellikle yüz bölgesinde zamanla birlikte azalan destek maddelerine bağlı olarak oluşan kırışıklık ve çökmelerin giderilmesinde kullanılır. Özellikle burun kenarlarındaki kırışıklıklarda, ağız köşesi sarkmalarında, elmacık kemiği dolgunlaştırılmasında sıklıkla estetik dolgu uygulamaları ilk tercihtir.
Alın ve göz kenarı bölgesi kırışıklıkları ve mimiklere bağlı kırışıklıklarda ilk tercih botoks uygulamasıdır. Eğer botoks uygulaması sonrası kırışıklılarda istenilen tedavi sağlanamazsa estetik dolgu uygulaması da tedaviye eklenir. Estetik dolgu yüz bölgesine ek olarak vücut bölgelerinde de kullanılabilir.

 

 

Mezoterapi

Yüz Mezoterapisi Nedir?

Yüz mezoterapisinde ilaçlar küçük miktarlarda karıştırılarak cildin içine ve altına direk olarak verilir. Böylece cilt etkili maddelerden kısa sürede faydalanabilir. Ayrıca ilaçlar çok az miktarda verildiği için kullanılan maddelerin yan etki olasılığı azalır. Yüz mezoterapisi cildi yenileyen, cilt kırışıklığı ve cilt sarkmalarına etkili olan doğal ve faydalı bir yöntemdir.

Yüz Mezoterapisi Nasıl Etkili Olur?

Yüz  mezoterapisi yönteminde cildi yenileyen hyaluronik asit, antioksidanlar, vitaminler, mineraller ve amino asitler cilt altına minik iğnelerle uygulanır. Bu faydalı maddelerin direk cilde verilmesi ve cildin uyarılması cildin kollajen ve elastin üretimini arttırır, ciltte nemlenme artar ve cilt yenilenir.

Mezoterapinin Yüz Bölgesinde Kullanılma Nedenleri Nelerdir?

  • Donuk ve parlaklığını yitirmiş cilde sahip olanlar
  • Ciltte elastikiyet kaybı ve sarkma tedavisi
  • Cildin yaşlanmasını engellemek
  • Yüzün yorgun görünümünü gidermek
  • Sigara içenlerde cilt hasarını engellemek ve tedavi etmek
  • Yaz öncesi güneş ışınlarının zararlarına karşı önlem almak
  • Güneşten zarar görmüş ciltleri düzeltmek

Yüz Mezoterapisi Nasıl Uygulanır?

Yüz mezoterapisinde uygulama öncesi cilt temizlenir ve dezenfekte edilir. İşlemden yarım saat önce anestezik krem sürülebilir. Yüz mezoterapisinde  hazırlanan karışım çok küçük ve ince iğnelerle cilt içine veya üstüne verilir.

Yüz Mezoterapisi Sonrası Cilt Nasıl Gözükür?

Yüz mezoterapisi sonrası cilt daha taze ve dinlenmiş görünür. Cildin elastikiyeti artar ve cilt sarkması azalır. Kırışıklıklar hafifler. Cilt aydınlık bir görünüme kavuşur.

Yüz Mezoterapisi Ne Sıklıkta Uygulanır?

Yüz mezoterapisi başlangıçta 2-3 hafta aralıklarla uygulanır. Ortalama 3-4 seans sonrası 4-6 ayda bir tekrarı yapılabilir. Yüz mezoterapisi sonuçları ikinci seanstan sonra ortaya çıkmaya başlar. Tedavi bittikten sonra cilt yenileme etkisi devam eder.

 

Yüz PRP’si

 

Platelet rich plazma; PRP” olarak bilinen trombositten zengin plazma hastanın kendisinden alınan kanın özel tüpte santrifüj işlemi ile bileşenlerine ayrılması ve trombositleri, lokositleri çok çeşitli büyüme faktörleri ve sitokinleri içeren katmana verilen isimlendirmedir. Materyal ve uygulama PRP olarak adlandırılır.

 

Trombositten zengin plazmanın özel mezoterapi teknikleri ve iğne uçları yardımıyla yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alan PRP tedavisi bir otolog hücresel tedavi yöntemidir.

PRP tedavisi deriyi canlandırır ve yapılandırır kolay ve güvenli bir şekilde uygulanır, uzun etkilidir. 

 

Kandan alınan büyüme faktörleri, kollagen üretimini hızlandırır, doku yenilenmesine yardımcı olur. Ciltteki lekeleri, sivilce izlerini ve kırışıklıkları azaltmaya yardımcı olur.Kronik yara izlerinin onarılmasına, saçlı deride saçların sıklaşmasında rol oynar. Cildin daha gergin ve parlak görünmesine yol açar.

Yüz PRP tedavisi 2-3 hafta arayla 3-4 seeans uygulanır. 6-12 ayda bir tedavinin tekrarı önerilir.

 

Cilt Bakımı

 

Klinik şartlarda; cildin derinlemesine temizlenmesi, nemlendirilmesi ve desteklenmesini sağlayan uygulamalardır.

 

Bilinçli bakımlarda cilt travmalara karşı daha dirençli hale gelir. Yaşlanmanın etkileri en aza indirilir. Klinikte cihazlarla ve modern yöntemlerle, cilde uygulanan destek ürünler, daha derinlemesine nüfuz ettirilir, etkinlikleri artar. Uygulama, uzman kişiler tarafından hijyenik şartlarda yapılırsa, hiçbir yan etki söz konusu değildir.

Cilt bakımı; bay, bayan her iki cinse ve tüm yaş gruplarına uygulanabilir. Seans aralıkları kişinin özel bir problemi yoksa 4-6 haftadır. Özel bir problem söz konusu ise uygulama 2 hafta ara ile yapılabilir.

 

Kliniğimizde kişilere özel kozmetik danışmanlıkta yapılmaktadır. Böylece kişiler ciltlerine en uygun ürünlerle ve en doğru şekilde ev bakımlarını yapabilecek bilgiye sahip hale gelebilmektedirler. Uygulama süreleri; mini bakım için 30 dakika, aylık bakım için 1-1,5 saattir.

 

Medikal Ayak Sağlığı ve Genel Ayak Bakımı

 

Vücudun tüm yükünü taşıyan ayakların bakımı insan sağlığı açısından büyük önem taşır. Gün boyu hareket halinde olan ayakların bakımı medikal olarak ayak sağlığı ile ilgilenen Podiatri uzmanlarınca yapılmalıdır. Özellikle diyabetli kişilerde ayaklarda his kaybı görülmesi ve his kaybından dolayı taşınan riskin büyük olması, diyabetik ayaklarda özel Podiatri bakımlarının önemini artırmıştır. Podiatri uzmanları diyabetli kişilerin ayak bakımının yanı sıra günlük yaşam temposunda herkesin ihtiyaç duyduğu ayak bakımı üzerine çalışmaktadır.

A) Diyabetik Ayak Bakımı

B) Batık Tırnak

C) Mantar

D) Nasır Tedavisi

E) Topuk Çatlakları

 

A) Diyabetik Ayak Bakımı

Diyabet hastalarında ayaklardaki sinirlerin hasar görmesi sonucu, ağrı, sıcaklık ve dokunma hissinde azalma oluşabilir. Bunun sonucunda, ağrı hissedilmediği için yaralanmalar ya geç fark edilir ya da fark edilemez. Yaralanmaların fark edilememesi yaranın daha da büyümesine ve iltihaplanmasına sebep olabilir. Ayaklarının üşüdüğünden yakınan ve ısınmak için ayaklarını soba ve kalorifere yaklaştıran diyabetlilerde yanık da ortaya çıkabilir. Tırnak batmaları ağrı vermediği için, hasta enfeksiyon oluşup ayak şiştiğinde durumun farkına varır.

Diyabetli hastalarının ayak sorunlarının en aza indirilebilmesi için aşağıdaki öneriler şiddetle tavsiye edilir.

  • Ayaklar her gün ılık suyla yıkanmalı; yumuşak bir havlu ile parmak araları dahil özenle kurutulmalı
  • Ayaklar, diyabetik ayak kremleri ile nemlendirilmeli
  • Çıplak ayakla evde ve dışarıda kesinlikle dolaşılmamalı, kullanılan ayakkabı ve terlikler çok bol ya da çok dar olmamalı
  • Ayaklar, bir ayna yardımıyla olası kesik, yara, mantar ve kabarcıklar oluşma ihtimaline karşı kontrol edilmeli
  • Nasırlar ve ölü dokular kesilmemeli, asit içeren nasır bantları kesinlikle kullanılmamalı; nasır bakımı uzman kişilerce yapılmalı
  • Ayaklar, üşüdüğünde herhangi bir ısıtıcıya ya da sıcak cisme yaslayıp ısıtılmamalı; bunun yerine yün çorap giyilmeli
  • Ayak tırnakları, düz, köşeleri yuvarlak şekilde kesilmeli
  • Ayakkabıların içi giyilmeden önce dikkatlice kontrol edilmeli
  • Ayakkabı çorapsız olarak giyilmemeli
  • Çoraplar, pamuklu ya da yünlü olmalı; sıkı olmayan yumuşak dokulu olanlar tercih edilmeli
  • Ayakkabılar, rahat, yumuşak, deri tabanları kalın ve dikişsiz olmalı
  • Bayanların yazlık ayakkabıları önlerden kapalı olmalı, parmak arası sandaletler kullanılmamalı
  • Kesinlikle sigara içilmemeli

B) Batık Tırnak

Ayak tırnaklarındaki batık genetik yatkınlık hatalı kesme veya pedikür işlemleri yanlış ayakkabı seçimi travma gibi değişik nedenlerden oluşabilir.

Genellikle başparmakta görülen bir durumdur. Tırnak iki yanda veya tek yanda aşağıya doğru kıvrılarak deri içine doğru uzar ve deriye gömülür. Bu gibi durumlarda tırnağın çevresinde enfeksiyon görülebilir.

Kliniğimizde batık tırnak tedavisinde dünyanın pek çok yerinde tercih edilen “3TO Tel Yöntemi” ayak bakımı uzmanları tarafından uygulanmaktadır. Bu sistemle yatağı bozulmuş ve yanlardan ete gömülmüş olan tırnak iki tarafından özel titanyum tellerle askıya alınıp, ortadan sıkıştırılarak yukarıya kaldırılır. Tırnak askıdayken, tırnak yatağı yeniden ve baskı altında olmadan şekillenir. Tırnak uzaması takip edilerek telin uygulandığı yer uygun periyotlarla değiştirilerek kontrol sağlanır. Tırnak uzamasıyla birlikte batık olan bölgeden serbest tırnak ucuna ulaşıldığında batığın tamamen geçtiği ve tırnak yatağının tamamen düzeldiği görülür. Batık her ne sebeple oluşmuş olursa olsun bu yöntemle, etkin, sağlıklı, acısız ve günlük yaşamdan kopmadan batığın iyileşmesi sağlanır. En kısa sürede batık tırnaktan dolayı oluşan ağrınızı hafifletir.

3TO Tel Yöntemi:

• Ayağınızda kapalı ayakkabı varken ayağınızı hiçbir şekilde rahatsız etmez.

• İş hayatınızı ve spor faaliyetlerinizi kesinlikle olumsuz bir şekilde etkilemez hatta eskisine nazaran daha çok keyif almanızı sağlar.

• Uzun süre ile geçerli bir tedavi sistemidir ve tırnağınızın tekrar doğal bir şekilde ve sağlıklı uzamasını sağlar.

• Ameliyat alternatif olarak uygulanabilir.

• Batık tırnak problemi yaşayan şeker hastaları için tavsiye edilen ilk tedavi yöntemidir.

C) Mantar

Tırnak mantarı sıkça görülen bulaşıcı bir hastalıktır.

Mantarlı tırnaklarda kalınlaşma, pul pul kalkma, renk ve şekil bozuklukları, tırnaklarda çizgilenmeler, beyaz lekeler, kötü koku acıya karşı gelişen duyarlılık ve hassasiyet oluşur.

Mantarlı tırnaklar cihazlarla temizlenip jel sistemi uygulanır. Uzun zamanlı tedavi süreci gerektirir.

D) Nasır Tedavisi

Nasır daha çok el ve ayaklarda çıkar. Normal dışı sürtünmelerden dolayı cilt kendini korumaya alarak sertleşir. İleri boyutlara vardığında sertleşen cilt iltihaplanır.

Nasır tedavisi için öncelikle ayak yapısına uygun ayakkabı giyilmelidir. Daha sonrasında ise profesyonel makine ve dezenfekte nasır törpüleriyle nasırın kökleşen ucuna inilerek kök çıkartılıp gerekli ilaçlarla tedaviye devam edilir.

E) Topuk Çatlakları

Topuk çatlakları en sık rastlanan ayak problemlerinden biridir. Genellikle çift taraflıdır.Bazen ağrı problemine neden olur.Topuk çatlakları kolaylıkla mikroorganizmalara giriş kapısı oluşturur ve bacak derisinde kızarıklık, şişlik, ağrı ve seyreden bir bakteri enfeksiyonuna neden olur. Cildi kuru olan ve şeker hastalarında çatlak topuklar daha fazla görülür.

Çatlak topuk tedavisinde öncelikle topuklar temizlenmeli ve medikal ilaçlarla 1 ay günde 2 kez kullanımla topuklar tamamen temizlenir.

 

Kalıcı Makyaj (Permenent Make Up-Micropigmentasyon) Uygulaması

 

Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle "Mikro Pigment uygulaması" mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması işlemidir. Bu alerjik olmayan, ciltlerde özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gereklidir, ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümü korur. Daha çok kozmetik -dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt renginizle uyumlu etkiler yaratılabileceği gibi bazı ufak kusurlar kapatılabilir. Şekil bozuklukları giderilebilir. Böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanılabilir.

Mikro Pigmentasyon, halk arasındaki adı ile kalıcı makyaj, aslında semi permanant, yani yarı kalıcıdır. Nedenine gelirsek; mikro pigmentasyonda kullanılan pigmentler, boya maddeleri, zamanla hücrelerin fizyolojik fonksiyonu olan FAGOSİTOZ ile yok olurlar. Hücre, pigmenti içerisine alır, parçalar ve yok eder. Diyebiliriz ki, mikro Pigmentasyon 2-3 senede yok olur, ancak yinede bu durum cilt tipi ile bağımlıdır, bazı ciltlerde pigmentler tamamıyla yok olmaz bazı gölgeler kalabilir. Burada özellikle vurgulamak gerekir ki kullanılan boya maddelerinin kesinlikle, organizmaya zararlı etkisi söz konusu değildir.

 

Kalıcı Makyaj - Kaş Kontürü İçin Birimimizde İki Farklı Teknik Uygulanmaktadır:

1.      Microblading – 3D Kıl Tekniği

Microblading kalıcı makyaj sanatında dünya genelinde uygulanan en natürel uygulamadır. 3 boyutlu kıl tekniği adı da verilen bu uygulamadan diğer kalıcı majyaj tekniği ile kıyaslandığında yarı kalıcı olarak nitelendirilebilir . Pigmentlerin epidermise yerleştirilmesi klasik kalıcı makyaj tekniğinde kullanılan iğnelerden 3 kat daha ince ve çoklu şekilde kullanılarak yapılır. Cilt yüzeyine yakın yerleştirilen pigmentler daha net ve natürel bir görünüm oluşturur. Dikkat edilmesi gereken nokta ten renginize ve kıl renginize uygun olmasıdır. Kalıcılığı 1 ile 1,5 yıl arasında değişir.

2.      Dolum Tekniği

Kalıcı makyaj işleminde dolum tekniği uzun süredir tüm dünyada uygulanmaktadır. Micropigmentlerin cilt altına penetre edilmesi ile oluşan işleme verilen isimdir. Bu tekniğin ömrü cilt tipi ve kullanılan boyaların niteliği ile birlikte olmak üzere 1 ile 3 yıl arasındadır. Çeşitli yara ve yanık izlerinin kapatılmasında da aktif olarak uygulanır. 

MALTEPE ERSOY HASTANESİ MEDİKAL ESTETİK KLİNİĞİMİZDE UYGULANMAKTADIR.

 

Akne Nedir?

 

Akne: Kıl kökü ve yağ bezi ünitesinin iltihaplanmasıdır.

 

Aknenin Sebepleri Nelerdir?

Kıl köklerindeki yağ bezlerinin salgıladığı sebum miktarında artış olur. Endokrin (Hormonal) bozukluklar özellikle polikistik over sendromu olanlarda bu durum daha belirgindir. Sebum artışına bağlı olarak kıl ve yağ kanalları tıkanır, gözeneklerin tıkanmasıyla genişler ve siyah renkli (komedon) olmasına neden olur. Bu komedonlar aknenin en önemli nedenlerindendir.

 

Gözeneklerin iltahabı ve enflamasyonu, genetik faktörler (anne ve babada olmuşsa), stres, ilaçlar ve yanlış kullanılan kozmetikler, ya da mesleğe bağlı olarak akneler oluşabilir veya zamanla artabilir.

Akne Hangi Yaşlarda Görülür?

 

Ergenlik çağlarında daha çok görülmekle birlikte altta yatan nedene bağlı olarak her yaş grubunda görülür. Özellikle yanaklar, burun, çene, alın, boyun, sırt ve göğüs bölgesinde daha çok görülür.

Akne Tedavisinde Hangi Yöntemler Kullanılır?

1) Ağızdan ve Topikal Olarak Kullanılan İlaçlarla Tedavi

* Topikal İlaçlar: Hidroxi asitler (glikolik, laktik, salisilik asitler), Benzoil peroksit, Tretionin (A-vitamini türevidir), Antibiyotikli kremler.

* Oral(Ağızdan) İlaçlar: Antibiyotikler, endokrin bozukluğun tedavisi, Retinoitler (Roaccutane)

2) Diğer Tedavi Yöntemleri

* Yüze ve akneli bölgeye uygulanan mezoterapi: Akne tedavisine yönelik hazırlanan mezoterapi karışımı özel iğnelerle cilde uygulanır. Sivilcelerin kurumasına ve tedavisine yardımcı olur.

* Kimyasal peeling, kriyoterapi ve cerrahi yöntemler.

* Lazer tedavileri: Bu yöntemle kolojen dokusu artar ve akneyi oluşturan mikroorganizmalara karşı savunma sistemi güçlenmiş var olan sivilceler tedavi olup, oluşmuş olan izler de azalmış olur.

Akne İzleri ve Tedavisi

Kimyasal peeling ortalama 8-10 seans uygulanır. Akne izleri azalır ve cilt daha canlı ve parlak olur.

PRP, dermaroller ve dolgu ile tedavi.
 

Dermaroller Nedir?

 

Dünyada “mesoroller” ve “microneedling” isimleri ile de bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş son derece ince, özel olarak hazırlanmış 162 adet iğneden oluşur. İğnelerin simetrisi, yapıldığı materyal, silindirin üzerinde kalan ve deriye girecek olan kısmın derinliği, iğne sayısı önemli kriterlerdir.

Cilt üzerinde değişik endikasyonlara yönelik topikal ürünlerin Dermaroller ile kombine kullanılarak deriye geçişinin artırılması Dermaterapi olarak adlandırılır.

Cilt yüzeyine temas eden iğneler, alt tabakada yer alan ve genellikle cilt sorunlarının görüldüğü dermise (derinin alt tabakasına) mikro kanallar açar. Bu mikro kanalları yara gibi algılayan vücut kendi kendini yenilemeye başlar. Derimize hacim ve dolgunluk veren kollajen ve elastin liflerin üretimi arttırılmış olur.

Ayrıca bu açılan kanallar yardımıyla kullanılan kozmetiklerin ve serumların büyük oranda emilimi sağlanır. Eski yöntemlerde, sürülen kozmetikler cilde %3 oranında nüfuz ederken dermaroller ile birlikte kullanıldıklarında bu oran % 400'e kadar çıkmaktadır.

 

Dermaroller Aşağıdaki Problemlerde Aktif Olarak Uygulanır:

Akne ve Sivilce İzi Tedavileri

Kırışıklık Tedavisi

Leke Tedavisi

Çatlak Tedavisi

Saç Kaybı ve Kellik Tedavisi

MALTEPE ERSOY HASTANESİ MEDİKAL ESTETİK KLİNİĞİMİZDE UYGULANMAKTADIR.

 

Velashape 2 Bölgesel Zayıflama ve Selülit Tedavisi

 

20 yaşın üzerindeki kadınların %80' inde selülit olduğu tahmin edilmektedir. Bir endüstri analizi 2005 yılında 14 milyon kişi vücut şekillendirme uygulamalarından yararlanırken bu rakamın 2010' da 33 milyon kişiye çıkacağını söylemektedir. Bu piyasada lider firma olarak deneyimin önemini biliyoruz. Yaklaşık beş yıllık klinik tecrübeler neticesinde, Velashape II kullanıcılarına istedikleri güvenli ve etkili vücut şekillendirme uygulamalarını ameliyatsız bir şekilde sunmaktadır. Velashape 2 zayıflama selülit ve beden incelmesinde kullanılan cihazlar arasında FDA onayına sahip ve dünyada milyonlarca satılmış bir zayıflama cihazıdır.

 

• Velashape, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)* tarafından onaylanmış ilk bölgesel inceltme cihazıdır.
• Velashape, Amerika Gıda ve İlaç Dairesi tarafından geçici selülit azaltılması uygulamasında onaylanmış ilk Sınıf II cihazdır.
• Velashape, vücut şekillendirme ve geçici selülit azaltılmasında CE belgesine sahiptir.
• Gözle görülebilir sonuçlar için 4 uygulama yeterlidir.
• Karın, kalça ve uyluk bölgelerine 30 dakikadan kısa bir sürede uygulama yapabilirsiniz.
• En iyi sonuçlar için elōs teknolojisinden yararlanır.
• Daha kısa süreli uygulama seansları için daha yüksek güç.

 

Enerjilerin Sinerjik Kullanımı - Velashape II dört ayrı uygulama yöntemi kullanmaktadır:

• Kızılötesi ışık dokuyu 5 mm derinliğe kadar ısıtır.
• Radyo frekanslar (RF) dokuyu 2 ila 20 mm derinliğe kadar ısıtır.
• Vakum özelliği dolaşımı arttırır ve ısının etkisini yükseltir.
• Mekanik masaj lenf drenajı sağlar (dermal ve hipodermal).

Uygulamanın Biyolojik Etkisi

Önceden belirlenmiş cilt yapıları ve derinliklerinde istenen anabolik ve katabolik değişimlere yol açan artmış metabolizmadır.

Mekanik Manipülasyon (Vakum + Masaj)

• Lenf drenajı ve kan perfüzyonunu stimüle eder.
• Fibroblast aktivitesini artırır.
• Yağ hücre kümelerinin viskozitesini azaltır.
• Oksijen ve besinlerin ekstravazasyonunu ve vazodilatasyonu artırır.
• Farklı derinliklerde ısınma sağlar.

Isıtma (Kızılötesi + Radyo Frekans Enerjileri )

• Kan perfüzyonunu hızlandırır ve oksi-hemoglobininden oksijenin ayrışmasını artırır.
• Fibroblast aktivitesini artırır.
• Yağ hücrelerinin metabolizmasını hızlandırır.
• Cilt yapısını düzeltir (septa ve tüm kollajen).

Kanıtlanmış Klinik Sonuçlar

Velashape' in güvenilirliği ve etkinliği tüm dünyada birçok klinikte 3 milyondan fazla müşteri üzerinde yapılan bağımsız uygulamalarla kanıtlanmıştır. Son çalışmanın sonuçları şu şekildedir :
• Karın bölgesinde gözle görülür şekilde 6 cm' lik ve uyluk bölgesinde 2 cm' lik çapta incelme.
• Çoğu müşteri uygulama esnasında ya da sonrasında herhangi bir acı hissetmediklerini ifade etmişlerdir.
• Müşterilerin %60'ından fazlasında beş seanstan sonra ciltlerinin daha iyi bir görünüme sahip olduğu gözlenmiştir (selülitin azalmasıyla cilt tonüsü ve gevşekliğindeki iyileşmeler de dahil).

MALTEPE ERSOY HASTANESİ MEDİKAL ESTETİK KLİNİĞİMİZDE UYGULANMAKTADIR.

 

Kimyasal Peeling

 

Kimyasal peeling, derinin üst katmanlarının kimyasal solüsyonlarla alınarak daha pürüzsüz hale getirilmesi işlemidir. Derideki lekelerin, renk hatalarının ve kırışıklıkların giderilmesi amacıyla uygulanır. Her hastanın gereksinimine göre farklı olmak üzere; fenol, triklorasetik asit ve alfa hidroksi asitler peelingde kullanılır.

 

Kimyasal peeling işlemi genellikle kozmetik amaçla yapılmasına karşın, kullanılan bu asit solüsyonları kanserleşmesi muhtemel cilt problemlerini ortadan kaldırıp şeklini değiştirebileceğinden dolayı mutlaka bu problemlerin tümüne vakıf kişilerce yapılmalıdır. Son yıllarda bu işlemin hafife alınması nedeniyle ehliyetsiz kişiler tarafından çok çeşitli yerlerde uygulanmakta ve "mucize yaratan yöntemler" olarak tanıtılmaktadır. Bu işlemin risklerinin olduğu unutulmamalıdır.

Meyve asitleri olarak bilinen alfa hidroksi asitler peeling için kullanılan ve en düşük etkiye sahip solüsyonlardır. Daha çok, fenol veya triklotasetik asitle yapılacak daha derin peelinglere vakit ayıramayacak hastaların ciltlerini daha pürüzsüz ve canlı hale getirmek için uygulanır. İnce kırışıklıklar, derideki kuru bölgeler, lekeler ve yüzeyel akne izlerinin giderilmesi için kullanılabilir. Akne gelişiminin kontrolu için de uygulanabilir. Bu solüsyon farklı yoğunluklarda ve birkaç hafta süreyle uygulanarak sonuç alınabilir.

 

Daha derin bir peeling gerekiyorsa triklorasetik asit kullanılır. Kırışıklıklar, lekelenmeler ve renk bozuklukları giderilebilir. Fenol ile yapılanlara oranla daha çabuk iyileşir fakat daha yüzeyel problemler içindir. Uygulama süresi 10-15 dakikadır.

Kimyasal peeling amacı ile kullanılan maddelerin en etkilisi fenoldür. Belirgin kırışıklıklar, ciddi lekeler ve kanserleşebilecek deri problemleri bu yöntemle yok edilebilir. Fenol, bazı kişilerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabileceğinden herkeste uygulanmaz.

 

Gençlik Kalemi Dermastamp & Dermapen

 

Gençlik Kalemi ‘Dermastamp & Dermapen’ 

Cildimizi vitamin iğneleri, hyalüronik asitlerle içeriden, peeling ile, roller vb. uygulamalarla dışarıdan yenilemeye, güçlendirmeye çalışırız. Gençlik Kalemi Dermastamp; cildi içten ve dıştan aynı anda yenilemek için mükemmel bir seçenek sunuyor.

Gençlik Kalemi Nedir?

  • Gençlik Kalemi; cildin içinden ve dışından yenilemeye çalışan ajanların tek bir cihazda toplanmasından oluşan; mikrobermabrazyon ve mezoterapi sentezi bir uygulamadır.
  • Gençlik Kalemi; Dermastamp cihazı üzerinde bulunan 6 çelik iğnecikten ve cildin ihtiyacı olan anti aging ürünü depolamaya tarayan bir haznecikten oluşur.
  • Kalem ucuna benzeyen Dermastamp cihazında boyu 0,5 mm-2,5 mm arasında değişen iğneciler vardır, boyu uygulamanın kişinin ihtiyacına göre seçilir. Bu iğneciklerle dermabrazyon etkisi için cilde saniyede 50 ila 150 vuruş yapılır. Vuruş sayısı da yine cildin ihtiyacına göre belirlenir.
  • Cildin ihtiyacı olan nem sağlayan, leke karşıtı ya da anti-aging ürünler Gençlik Kalemi’nin ürün haznesine konur ve aynı anda cilde verilerek etkinin artırılması sağlanır.
  • Gençlik Kalemi’nin cildin görünen yüzünü uyararak yenilemeyi hedefleyen yöntemlerden farkı; cildi içeriden destekleyen mezoterapi uygulamalarının etkisini de aynı anda sunabilmesidir. İğne boyu ve vuruş sayısından sonra, cilde verilecek ürünler de kişinin ihtiyacına göre bir kokteyl oluşturularak protokol tamamlanır ve Gençlik Kalemi ile cilde yedirilir.
  • Gençlik Kalemi’nin bir başka farkı ise nano teknoloji ile üretilmiş, leke giderme, kırışıklıkları hafifletme, mor halkaları ve ödemleri azaltma vb. özellikteki ürünlerle uygulamanın güçlendirilmesidir. Bilindiği üzere dışarıdan verilen vitamin, hyalüronik asitlerle cildin güçlenmesi, cilt bariyerinin kuvvetli oluşundan ötürü sınırlı bir başarı sağlar. Gençlik kalemi ile açılan küçük kanallardan derinin alt tabakalarına kadar ulaşan büyüme faktörleri, bitkisel kök hücre ekstreleri, vitamin ve serumlar Gençlik Kalemi Dermastamp’ in başarısını ve sonuçların kalıcılığını artırır.


MALTEPE ERSOY HASTANESİ MEDİKAL ESTETİK KLİNİĞİMİZDE UYGULANMAKTADIR.

Selülit ve Bölgesel İncelme

 

I )Elektro Terapi

Elektroterapi, cilt, cilt altı dokular ve derin adele gruplarının yüksek frekanslı elektriksel uyarılarla aktive edilmesidir. Adale gruplarının çalışması ile muskulovenöz pompalar çalışmaya başlamaktadır. Böylece dokulardaki lenfatik blok ortadan kaldırılır, ayrıca elektrolipolize özel elektriksel uyarı çeşitleriyle de yağların mobilizasyonu sağlanabilir.

Dokulardaki oksijenizasyon artışı ile yağların metabolizması da hızlanmaktadır.

Nasıl Uygulanır?
24 tane ped, kas yönlerine göre iletken bir jel sürülerek vücuda bağlanır. Bir seans ortalama 35 dakika sürer. Haftada 2-3 kez olacak şekilde, 8-24 seanstır. Seanslar sırasında kişide rahatsızlık oluşturulacak herhangi bir his oluşmamaktadır.

II ) Presso Terapi:
Basınç terapisi de denilen bu terapi, anjioloji, kozmetik tıp, fizik terapi ve güzellik bakımlarında, yaygın kullanılan bir terapötik metottur.

Basınç, uygulanan hücreler arası sıvıların emilimini stimüle ederek ve bunları organik filtrelere doğru taşıyarak venöz ve lenfatik boşalım hızını aktive eder. Farklı işlevlerden türeyen venöz ve lenfatik ödemlerin bakımlarında ve zayıf sirkülasyon nedeni ile selülit ve trofik bozukluklar da kullanıma uygundur.

Kullanım Alanları:

  • Venöz ve lenfatik geri dönüşüm sirkülasyonunun stimülasyonu
  • Lenf ödemler ve venöz ödemler
  • Ameliyat sonrası ödemler ( mastektomi sonrası)
  • Su tutumu , (özellikle 'şiş bacaklı' insanlarda)
  • Travma sonrası ödemler
  • Selülit
  • Obezite
  • Cilt elastikiyetinin yeniden kazanımı
  • Doğum sonrası bakımlar

Nasıl Uygulanır?
Göğüs bölgesinden aşağıya doğru, ayakları da içerisine alan pnömatik hava tulumu ile vücuda uygulanan bir yöntemdir. Terapi uygulamaya yarayan, hava tulumu veya pnömatik bot, vücut dinamiği dikkate alınarak donatılmış özel programlar ile çalışmaktadır. Seans süreleri, 20-40 dk. arasında ve haftada 2 ila 3 kez şeklindedir.

III) Mezoterapi:       

1-Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan bir tekniktir.

2-Uygulama cildin orta tabakasına 1-2 cm aralıklarla ve 4-13 mm özel mezoderme iğnelerle, yağ yakıcı ve bağ dokusunu kuvvetlendirici bitkisel ilaç karışımının enjekte edilmesidir.

3-Seans sayısı hastanın yağlanma şekli, selülit tipine göre farklılık göstermekle birlikte ortalama 8-12 seanstır.

4-Bir aylık sürede 1-2 beden incelme hedeflenir. Hasta diyetle bunu desteklerse sonuç kalıcı olur. Karın, bel, kol ve bacaklardaki bölgesel yağlanmaların giderilmesinde kullanılan bir uygulamadır.

IV ) Selülit Tedavisi:

Lenf dolaşımının yavaşlaması sonucunda, hücreler arasında lenf sıvısının birikmesiyle oluşan, portakal kabuğu görümüne selülit denir.

Kilo vermekle giderilemeyen bölgesel fazlalıklar ve selülitler kliniğimizde kişiye yönelik programlarla tedavi edilmektedir.

Tedavide kullanılan yöntemler:

  • Selülit masajı
  • Lenf drenaj
  • G-5 ile yapılan masaj
  • Doku masajı (Medikal masaj)
  • Relax masaj

 

Saç Ekimi

 

FUE ( Follicular Unit Extraction ) ile Saç Ekimi

 

Dünyada ve Türkiye’de uygulanan son saç ekimi tekniği olan FUE (Follicular Unit Extraction) hem saçı alırken hem de alınan saçı ekerken doğal sonuçlar üreten bir saç ekimi işlemidir. FUE ile tüm saç ekimi işlemlerinde olduğu gibi saçlı bölgeden alınan canlı saç köklerinin tek tek başın saçsız bölgesine transferinin gerçekleştirilmesi işlemidir.

Saç ekiminde uygulanan diğer teknik olan FUT yönteminden farklı olarak bu yöntemde foliküler üniteler(greftler) doğrudan derinin kök seviyesinden çıkarılır. FUE’de donör yani verici alanda neşter kullanılmaz, dikiş atılmaz ve köklerin alındığı bölgede herhangi bir iz kalmaz. Hastaya hiçbir komplikasyon yaratmadan, günlük yaşamından alıkoymadan saçsızlık sorunu çekenleri yeniden saçlarına kavuşturur. FUE ve FUT tekniklerinde gretleri çıkarma yöntemleri farklıyken elde edilen köklerin yeni yerlerine yerleştirilmesi tamamen aynıdır. Saç dökülmesi problemi 18 yaşından itibaren her dokuz erkekten birinde saçların tamamen kaybedilmesi olarak görülür. Saç dökülmesi, tüm erkeklerde en azından saçların seyrelmesi olarak görülmektedir. Kişiyi hem fiziksel hem de ruhsal olarak etkileyen bir sorundur.

FUE Tekniğinin Avantajları

* FUT`a göre daha az ağrılı bir yöntemdir.

* İyileşme süreci daha hızlıdır.

* Doğal saçlardan hiçbir farklılık arz etmez.

* Hissizlik söz konusu değildir. Nadiren olsa da minimaldir.

* Ensede gerginlik kesinlikle yoktur.

* Hasta memnuniyeti en üst seviyededir.

Saç Ekimi Kimlere Yapılır?

18 yaş üzerindeki andro genetik allopesi ( Testesteron hormonunun etkisiyle oluşan saç dökülmesi), çevresel etkenlere ve strese bağlı saç dökülmelerinde şayet ilaç tedavisine cevap vermiyor. Alın ve tepe bölgesinde hızla dökülme devam ediyor ise en ideal tedavi yöntemi saç ekimidir.
18- 55 yaş arası uygun greft sayısına sahip hastalarda iyi sonuçlar alınır.

Saç Ekimi Nasıl Uygulanır?

FUE Yöntemiyle Saç Ekimi 4 Evreden Oluşur:

 

 Birinci Evre:

Uygun greft sayısının alınacağı bölgelerin tespiti. Kafatası arka kısmı (Ense bölgesi) ile kulak üstünden enseye doğru uzanan bölge.

İkinci Evre:

Köklerin Manuel Olarak Alımı:

Bu yöntem ense bölgesi zayıf olan hastalarda uygulanır. Amaç daha fazla kök alabilmektir. Bu yöntemle 3000-3500 kök (greft) alınabilir. Ancak daha fazla emek sarf etmek gerekir.

Mikromotor Kök Alımı Yöntemi:

Kök alımı son derece hızlıdır. Motor düşük devirde çalıştırılırsa çıkartılan greftlerde(kök) daha sağlıklı olur. Ortalama 2500-3000 greft alınabilir.

Üçüncü Evre:

Ekimin yapılacağı bölgenin net tespiti ve kanal açma işlemi.Kişinin saçı ekildikten sonra görüntüsünün doğal olabilmesi için ekimin yapılacağı bölgenin çok iyi belirlenmesi gerekir.Özellikle alın çizgisi ve şakakların simetrik olarak çizilmesi ve tek bir çizgi halinde olmamasına dikkat edilmelidir. Açılan kanalların da alınan greftlerin büyüklüğüne uygun olması ve doğal görüntüyü sağlayacak açıyı vererek açılması önem arz eder.

Dördüncü Evre:

Alınan greftlerin düzgün bir biçimde ayıklanarak uygun greftlerin uygun bölgelere travmatize etmeden yerleştirilmesi evresidir.

Saç Ekimini Olumsuz Etkileyen Faktörler?

* Sigara kullanımı

* Alkol kullanımı

* Çevre kirliliği

* Hormonal etkenler (Testesteron ve Tiroid Hormonu)

* Ekim sonrası dikkatsiz davranmak ve hijyenin bozulması

Saç Ekimi Sonrası İyileşme Süreci Ne Kadardır?

Ekilen saçların kökleri ekimden 1 ay sonra tutar fakat uçlarını döker. Kişi eski halini alır. Köklerin tutması kuluçka dediğimiz dönemden sonra başlar, yani 3-3,5 ay sonra saçlar yavaş yavaş çıkmaya başlar, 4,5 ayda saçlar iyice hareketlenir. 7. ayda çoğu saç çıkmış olur fakat asıl sonucu tam 1 yıl sonra alırız. Kişi artık saçını istediği gibi kullanabilir; keser, tarar, boyayabilir.

Saç Ekiminin Yararları?

* Ekim sırasında zayıflayan saç kökleri ekim ile birlikte kanlanmanın arttığı saçlı deride daha iyi beslenerek güçlenir.

* Psikososyal açıdan kişinin özgüveni artar. Dolayısıyla her konuda başarısı tetiklenir.

* Kişi kendisi ile barışık hale gelir.

* Görsel anlamda daha genç bir görüntüye kavuşur.

Özellikle genç yaşlarda saç ekimi, ekim için alınacak greftlerin hem daha fazla olmasını sağlar hem de ileriki yaşlarda birkaç seans daha uygulanması gerektiğinde yeterli greft alımını kolaylaştırır.

 

Saç Tedavileri

 

SAÇ TEDAVİLERİ

 

Saç Mezoterapisi Nedir?

Saç Mezoterapisi saç köklerinin ihtiyaç duyduğu mineral, vitamin, aminoasitler, dolaşımı hızlandırıcı ilaçlar ve epitelyum dokusunu besleyen organik malzemelerin doğrudan saçlı deri içerisine verilerek köklerin aktive edilmesi işlemidir. Saçlarınızı dökülmeye karşı dirençli kılmak ve korumak, daha güzel gözükmesini sağlamak ve saçlarınızda sıkılaşma sağlamak saç mezoterapisi ile mümkündür. Böylelikle saç kökleri beslenir, dökülme ortadan kalkar hem de köklerin bağlı olduğu doku tamir edilir.

 

Saç mezoterapisinden sonra saç gelişimi ve sağlıklı saç telleri üretilmesi için gerekli olan eksikliklerin yerine konmasıyla daha dolgun, hacimli ve parlak saçlara sahip olacaksınız.

Saç Mezoterapisi Kimlere Uygulanır?

Mevsimsel, strese bağlı, gebelik ya da metabolik nedenlerle saçlarında aşırı dökülme yaşayanlar, kırılma, cansız ve mat görüntüden şikayeti olanlar, saçlı deri mezoterapisinden yararlanabilirler.

Saç Mezoterapisinin Başarı Oranı Nedir?

Erkek veya kadın, hangi nedenle olursa olsun, meydana gelen bozukluk, beslenme ve dolaşım bozukluğudur. Saç mezoterapisi beslenme ve dolaşım bozukluğunu, doğrudan hedefe yönelik olarak düzelttiği için dökülmeyi çok yüksek oranda durdurur. Özellikle herhangi bir nedeni bulunamayan ve genetik kökenli olmayan saç dökülmelerinde, saç mezoterapisi son derece etkili bir tedavidir. Özellikle, genetik dökülmelerin görülmediği kadın hastalarda, başarı oranı çok yüksektir.

  • Klasik Saç Mezoterapisi

Mineral, vitamin, aminoasitler ve dolaşımı hızlandırıcı ilaçlar kompleksinden oluşan kapsüllerin saç derisine enjekte edilmesi yöntemidir.

  • PRP (Platelet Rich Plazma) Saç Tedavisi

PRP (Platelet Rich Plazma) yöntemi, modern tıbbın gelişmesinde devrim niteliğinde gelişme yaratan yeni bir saç tedavisi yöntemidir. Ülkemizde pek tanınmayan, yeni yeni uygulamaları başlamış olan PRP yöntemi; saç dökülmesi, deri tabakasının gençleştirilmesi ve yenilenmesi, yaraların iyileşmesi, akne izlerinin tedavisi gibi alanlarda uygulanan alternatif bir tedavi yöntemidir.

 

PRP ile zayıflayan veya ölmeye başlayan saç köklerinin, tüy haline gelmiş saç tellerinin canlandırılması ve eski sağlığına kavuşturulması hedeflenmektedir. Uygulanacak kişinin kendi kanından alınan ve özel işlemlerle akyuvar ve trombositlerin ayrılması sonucu elde edilen solüsyonun seyrelmiş ya da saçsız bölgeye enjekte edilmesi işlemidir.

 

PRP (Platelet Rich Plazma) yönteminin klinik geçmişi 1990’ lı yıllara dayanmaktadır ve günümüze kadar başarıyla uygulanmıştır. Önceleri yüz çene ameliyatlarında yaraların iyileşmesini hızlandırmak için, sonraları ise kalp cerrahisi, kronik yara iyileşmesi, spor hekimliği, ortopedik cerrahi alanlarında sıklıkla kullanılmaya başlanmış, şimdi laboratuvarda kültür ortamında hücre ayrışmasında kullanılmaktadır. Ayrıca en son kullanım alanı olarak kozmetik endikasyonlardır. 2004 yılından bu yana günümüze pek çok ülkede cilt antiaging ve rejuvenasyon tekniği olarak uygulanmaktadır.

 

PRP Cilt Rejenerasyon Terapisi yönteminde de trombosit bileşenleri kullanılır. Trombositler vücuttaki yıpranmış kan damarlarının onarımı, hücrelerin onarımı ve kanamanın durdurulmasında önemli görevler üstlenmiş kan hücreleridir. Trombositler vücut hücrelerinin yenilenmesi, canlandırılması ve aktive edilmesini sağlayan büyüme (Growth) faktörleri adı verilen maddeler içerir. Büyüme faktörleri, salındığı yerde kollajen üretimi, yeni kılcal damarların üretimi ve cildi gençleştiren bir dizi biyolojik faaliyetin başlamasına neden olur. Ayrıca beyaz kan hücreleri, salınan büyüme faktörlerinin miktarında yaklaşık 5 kat artışa neden olan destekleyici bir etki oluşturur. PRP cilt yenileme tedavisi olarak çeşitli cilt problemlerini (göz çevresi, dudak kenarı, alın, boyun kırışıklıkları, gözaltı torbaları, akne lekeleri…) azaltmak için enjekte edilir.

PRP Yönteminin Saça Uygulanması İşlemi

Saç problemli hastanın kanından alınan 8cc kadar kan santrifüje edilerek kırmızı kan hücrelerinden ayrılır. Plazma kısmı özel bir işleme tabi tutularak seyrelmiş ya da saçsız bölgeye napaj ve nokta tekniğiyle enjekte edilir. PRP tedavisinde özel işlemle elde edilen plazmada akyuvarlar, trombositler, pıhtılaşma faktörleri ve trombosit büyüme faktörleri (PGF) bulunur. Bu yöntemde büyüme faktörü kök hücrelerinin göçünü ve çoğalmalarını tetikler. Bu sayede dokuda yenilenme süreci başlamış olur.

 

Ayda 1 kez toplam 4-5 seans yapılan uygulama ile saç kökleri güçlenmekte ve zayıf saç telleri dökülmemektedir. Kadın ve erkekteki tüm saç dökülme tiplerine (androgenetik alopesi, hormonal, alopesi ereata yani saçkıran, kronik şeker, tiroit hastalıklarına bağlı dökülmeler, protein, demir eksikliğine bağlı, ilaçlara bağlı dökülmeler dahil…) uygulanabilir.

Saç Mezoterapisi Kimlere Uygulanmaz?

Mezoterapi çok ağır kalp ve şeker hastalığı olanlara, kanama bozukluğu olanlara yapılmaz. Devamlı olarak kan sulandırıcı tedavi alanlar, Aspirin v.b ilaç kullananlar uygulama öncesi ilaç bilgilerini hekime iletmeleri gerekir.

Etik olarak hamilelere ve emziren annelere mezoterapi uygulaması yapılmaz.



  • Hekimlerimiz